KPSS Lisans GY-GK Son Tekrar
Vatandaşlık – Yolda Oku

Yolda Oku

Vatandaşlık

1 / 10Yaklaşık 10 dakika

Başlangıç

Bu Okumanın Yolu

Bu ders dağınık görünür: bir yanda kanun ve yaptırım, öbür yanda meclis, cumhurbaşkanı, belediye, memur, velayet. Oysa hepsi tek bir zincirin halkalarıdır ve zinciri gördüğünüzde her halka kendiliğinden yerine oturur.

Zincir şöyle ilerler: önce hukukun ne olduğunu ve kuralların hangi sırayla uygulandığını kurarız. Sonra bu kuralları koyan yapıya, yani devlete ve anayasaya geçeriz. Anayasa önce kişiye hak tanır, sonra kural koyan organı, kuralı uygulayan organı ve uyuşmazlığı çözen organı kurar. Bu organların kararlarını günlük hayatta uygulayan idareye, idarede çalışan memurun statüsüne ve en sonunda kişilerin birbiriyle kurduğu ilişkilere ineriz.

Bağlantıyı Kur

Her ekran bir öncekinin üstüne binecek. Bir sonraki başlığı gördüğünüzde kendinize şunu sorun: bu, önceki halkanın neresine bağlanıyor?

Akılda Kalsın

Ders tek bir zincirdir: hukuk kuralı ve hiyerarşisi, devlet ve anayasa, temel haklar, yasama, yürütme, yargı, idare, memur hukuku, kişiler ve borç ilişkileri. Her halka bir öncekinin üstüne biner.

Kavram

Bir Kuralı Hukuk Kuralı Yapan Şey

Din, ahlak ve görgü kuralları da davranışı düzenler. Bunları hukuktan ayıran şey kuralın içeriği değil, ihlal edildiğinde ne olduğudur. Din, ahlak ve görgü kurallarının yaptırımı manevidir: kişi pişmanlık duyar, çevresi onu kınar. Hukuk kuralının yaptırımı ise maddidir ve devletin örgütlü gücüyle uygulanır.

Bu maddi yaptırım tek biçimde değildir. Suç varsa ceza, ödenmeyen bir edim varsa cebri icra, giderilmesi gereken bir zarar varsa tazminat, şartları eksik bir hukuki işlem varsa hükümsüzlük, hukuka aykırı bir idari işlem varsa iptal devreye girer. Bu yüzden yaptırımı cezayla eşitlemek yanlıştır; ceza, maddi yaptırımın yalnızca bir türüdür.

Akılda Kalsın

Tek soru yeter: bu kurala uymayan kişiyi devlet zorla bir sonuca katlanmaya mecbur edebilir mi? Cevap evetse hukuk kuralıdır.

Akılda Kalsın

Hukuk kuralını ayıran şey içeriği değil, ihlalinin devlet gücüyle uygulanan maddi bir sonuç doğurmasıdır. Bu sonuç ceza, cebri icra, tazminat, hükümsüzlük veya iptal olabilir; yaptırım cezaya eşit değildir.

Bağlantı

Kurallar Arasındaki Sıra

Kuralları bulduk; şimdi ikisi çatıştığında hangisinin uygulanacağını kurmamız gerekiyor. Yazılı kurallar yukarıdan aşağıya bir düzen oluşturur ve temel mantık şudur: alt basamaktaki kural üst basamaktakine aykırı olamaz.

  1. Anayasa, bütün kuralların geçerlilik ölçüsüdür; hiçbir kural ona aykırı olamaz.
  2. Kanun ile usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşma aynı düzeydedir; antlaşmalar kanun hükmündedir.
  3. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yürütme yetkisine ilişkin konularda çıkar; kanunla çatışırsa kanun uygulanır.
  4. Yönetmelik en alttadır; kanuna ve kararnameye aykırı olamaz.
Ayırt Et

Antlaşmaların kanuna üstünlüğü genel bir kural değildir. Yalnızca temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir antlaşma ile kanun aynı konuda farklı hüküm taşıyorsa antlaşma esas alınır; ticari veya teknik bir antlaşma için böyle bir üstünlük yoktur.

Aynı hiyerarşinin içinde iki farklı ilişki türü vardır ve ölçüt taraflardan birinin kamu gücü kullanıp kullanmadığıdır. Kamu gücü varsa taraflar arasında astlık ve üstlük ilişkisi kurulur, devlet tek yanlı karar alabilir; kamu gücü yoksa taraflar eşittir.

Kamu hukukuAnayasa, idare, ceza, vergi ve yargılama hukuku. Kanunilik hâkimdir.
Özel hukukMedeni hukuk, borçlar ve ticaret hukuku. İrade serbestliği hâkimdir.
Örnekte Gör

Bir bakanlık binasının bir bölümünü kiraya verdiğinde ilişki özel hukuka tabidir; devletin taraf olması yetmez, orada idare emir vermez pazarlık eder.

Akılda Kalsın

Alt norm üst norma aykırı olamaz; antlaşmalar kanun hükmündedir ve üstünlük yalnızca temel hak ve özgürlüklere ilişkin antlaşmayla kanunun çatışmasında doğar. Kamu gücüne dayanan tek yanlı ilişki kamu hukuku, eşitler arası irade uyuşması özel hukuktur.

Kısaca düşün: Kanunda hiç dayanağı olmayan bir yükümlülük getiren yönetmelik hangi basamağı aşmış olur?

Kavram

Devlet, Egemenlik ve Devlet Şekilleri

Bu kuralları koyan yapı devlettir. Devletin üç kurucu unsuru birlikte bulunmak zorundadır: sınırları belli bir ülke, bu ülkede sürekli yaşayan ve vatandaşlık bağıyla bağlı bir insan topluluğu ve egemenlik. Egemenlik, devleti diğer bütün örgütlerden ayıran unsurdur; içeride en üstün olmayı, dışarıda başka hiçbir güce bağlı olmamayı ifade eder. Belediye de örgütlüdür ve yetki kullanır, ama yetkisini devletten alır.

Devletler egemenliğin tek merkezde toplanıp toplanmamasına göre ayrılır. Üniter devlette tek anayasa, tek yasama, tek yürütme, tek yargı ve tek vatandaşlık vardır. Federal devlette egemenlik anayasayla paylaştırılmıştır; eyaletlerin kendi anayasası ve yasaması bulunur, ancak dış egemenlik yalnızca federal devlettedir. Konfederasyonda ise ortada tek bir devlet yoktur; üyeler uluslararası kişiliklerini korur ve birlikten ayrılabilir.

Ayırt Et

Yerel yönetimin güçlü olması devleti federal yapmaz. Ölçüt yetkinin miktarı değil kaynağıdır: federe birimin yetkisi doğrudan anayasadan gelir, üniter devlette yerel yönetim yetkisini kanundan alır ve kanunla değiştirilebilir.

Akılda Kalsın

Devleti diğer örgütlerden ayıran unsur egemenliktir. Üniter devlette her şey tektir; federal devlette egemenlik anayasayla paylaşılır ama dış egemenlik merkezdedir; konfederasyonda üyeler uluslararası kişiliğini korur ve ayrılabilir. Türkiye üniter devlettir.

Ayrım

Cumhuriyet, Demokrasi ve Seçim

Devletler bir de egemenliğin kaynağına göre ayrılır. Monarşide iktidar tek kişidedir ve genellikle soya bağlı yolla elde edilir. Oligarşide iktidar sayıca az bir gruptadır; grup zenginlerden oluşuyorsa plütokrasi, soylulardan oluşuyorsa aristokrasi, din adamlarından oluşuyorsa teokrasi adını alır.

CumhuriyetDevlet başkanı nasıl geliyor? Seçimle ve belirli bir süre için geliyorsa cumhuriyettir.
Demokrasiİktidar kime dayanıyor ve nasıl denetleniyor? Halka dayanıyor ve seçimle denetleniyorsa demokrasidir.

Seçimlerin demokratik sayılması için taşıması gereken ilkeler şunlardır: serbest, eşit, gizli ve tek dereceli oy, genel oy esası, açık sayım ve döküm ile yargı organlarının gözetim ve denetimi. Türkiye'de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı 1934'te tanınmış, tek dereceli seçim 1946'da, gizli oy ile açık sayım ilkesi 1950'de uygulanmıştır.

Akılda Kalsın

Cumhuriyet devlet başkanının seçimle ve süreli gelmesini, demokrasi iktidarın halka dayanmasını anlatır; bir devlet cumhuriyet olup demokratik olmayabilir. 1946 tek dereceli seçimin, 1950 gizli oy ile açık sayımın yılıdır.

Kavram

Kuvvetler Ayrılığı ve Bugünkü Sistem

Devlet iktidarı üç işlevde toplanır: kural koyan yasama, kuralı uygulayan yürütme ve uyuşmazlığı çözen yargı. Bu üç işlevin birbirine göre konumu hükümet sistemini belirler.

Yasama ile yürütme aynı organda toplanmışsa kuvvetler birliği vardır; birleşme yasama lehineyse meclis hükümeti sistemi doğar. İkisi ayrı olmakla birlikte karşılıklı olarak birbirinin varlığına son verebiliyorsa yumuşak ayrılık, yani parlamenter veya yarı başkanlık sistemi söz konusudur. Biri diğerinin görevine son veremiyorsa sert ayrılık, yani başkanlık sistemi vardır.

Ayırt Et

Devlet başkanının halkça seçilmesi tek başına sistemi belirlemez. İki soruyu birlikte sorun: yürütme kaç başlı ve hükümet kime karşı sorumlu? Yarı başkanlıkta yürütme iki başlıdır ve meclise karşı sorumlu bir başbakan bulunur; başkanlıkta yürütme tek başlıdır ve bakanlar yalnızca başkana karşı sorumludur.

2017 anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçilmiştir: yürütme yetkisi ve görevi tek başına Cumhurbaşkanı'na aittir, Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından seçilir, bakanlar Cumhurbaşkanı'na karşı sorumludur. Aynı değişiklikle Bakanlar Kurulu ve Başbakanlık makamları, güvenoyu ve gensoru usulleri, sözlü soru, kanun hükmünde kararname, tüzük ve askerî yüksek mahkemeler hukuk düzeninden çıkarılmıştır.

Akılda Kalsın

Sistemi klasik başkanlıktan ayıran nokta karşılıklı seçim yenilemedir: kararı ister Meclis beşte üç çoğunlukla versin ister Cumhurbaşkanı versin, Meclis ve Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yenilenir.

Akılda Kalsın

Kuvvetler birliği meclis hükümetini, yumuşak ayrılık parlamenter ve yarı başkanlık sistemini, sert ayrılık başkanlık sistemini doğurur. Bugün yürütme tek başlıdır; Bakanlar Kurulu, Başbakanlık, güvenoyu, gensoru, sözlü soru, kanun hükmünde kararname ve tüzük kaldırılmıştır.

Süreç

Anayasa, Kurucu İktidar ve Değişiklik Usulü

Anayasayı yapan veya değiştiren iktidara kurucu iktidar denir. Asli kurucu iktidar, mevcut anayasal düzenin ortadan kalktığı bir dönemde yeni anayasa yapar ve önceki hiçbir hukuk kuralıyla bağlı değildir. Tali kurucu iktidar ise yürürlükteki anayasanın öngördüğü usule uyarak anayasayı değiştirir; yetkisini anayasadan aldığı için hem usul hem içerik bakımından sınırlıdır.

  1. Teklif: üye tamsayısının en az üçte biri, yani 200 milletvekili yazılı olarak teklif eder.
  2. Görüşme: teklif Genel Kurul'da iki defa görüşülür; ivedilikle görüşülemez.
  3. Kabul: üye tamsayısının en az beşte üçü, yani 360 milletvekilinin gizli oyu aranır.
  4. Sonuç: 360 ile 400 arasında kabul edilen ve geri gönderilmeyen değişiklik zorunlu olarak halkoyuna sunulur; 400 ve üzeri oyla kabul edilende halkoylaması ihtiyaridir.
Ayırt Et

Anayasa değişiklikleri yalnızca şekil bakımından denetlenebilir; esas bakımından denetlenemez. Şekil denetiminde bakılan şey teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülememe şartına uyulup uyulmadığıdır.

Akılda Kalsın

Asli kurucu iktidar anayasayı yapar, tali kurucu iktidar değiştirir. Teklif 200, kabul 360; 360 ile 400 arasında halkoylaması zorunlu, 400 ve üzerinde ihtiyaridir. Anayasa değişiklikleri yalnızca şekil bakımından denetlenir.

Ayrım

Cumhuriyetin Nitelikleri: Kapalı Liste

Anayasa'nın birinci maddesi devletin şeklinin cumhuriyet olduğunu söyler. İkinci madde Cumhuriyet'in niteliklerini sayar ve bu liste kapalıdır: insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti. Üçüncü madde devletin bütünlüğünü, dilini, bayrağını, marşını ve başkentini düzenler; dördüncü madde ise ilk üç maddenin değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini hükme bağlar.

Listede olmayan bir kavram sorunun aradığı cevaptır. Örneğin kuvvetler birliği Cumhuriyet'in nitelikleri arasında yer almaz; anayasa kuvvetler ayrılığına dayanır. Bir başka ayrıntı da sözcüğün kendisindedir: 1961 Anayasası insan haklarına dayanan devlet derken, yürürlükteki metin insan haklarına saygılı devlet der.

Akılda Kalsın

Değişmezlik güvencesi yalnızca ilk üç maddeye aittir. Başlangıç kısmı anayasa metnine dahildir ve anayasal değer taşır, ancak ilk üç madde gibi mutlak değişmezlik güvencesi altında değildir.

Akılda Kalsın

Nitelikler kapalı listedir: insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçtaki ilkelere dayanan, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti. Kuvvetler birliği listede yoktur. Değişmezlik yalnızca ilk üç maddeye aittir.

Ayrım

Devletten Ne İsteniyor

Cumhuriyet'in nitelikleri arasındaki iki sıfat, devletten birbirinin tersi şeyler ister ve bu yüzden sürekli karıştırılır.

Hukuk devletiDevletten elini çekmesini ister: keyfî davranmasın, yargı denetiminden kaçmasın, kanunları öngörülebilir olsun.
Sosyal devletDevletten elini uzatmasını ister: sağlık sunsun, sosyal güvenlik sağlasın, dengesizliği gidersin.

Hukuk devletinin somut gerekleri şunlardır: yasama işlemlerinin anayasaya uygunluğunun denetlenmesi, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olması, yargı bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı, cezaların kanuniliği, kazanılmış haklara saygı ve idarenin mali sorumluluğu. Sosyal devletin araçları ise mali güce göre vergilendirme, sosyal güvenlik, çalışma, sağlık ve konut hakkı, kamulaştırma, devletleştirme ve planlamadır. Sosyal devlet ilkesi Türk anayasa tarihine 1961 Anayasası ile girmiştir.

Ayırt Et

Anayasal eşitlik mutlak değil nispidir: aynı durumda olanlara aynı, farklı durumda olanlara farklı işlem yapmak eşitliğin gereğidir. Bu yüzden kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler için alınan tedbirler eşitliğe aykırı sayılmaz.

Akılda Kalsın

Hukuk devleti devletin sınırlanmasını, sosyal devlet devletin edim sunmasını ister; sosyal devlet 1961 ile gelmiştir. Eşitlik nispidir, bu nedenle pozitif ayrımcılık tedbirleri eşitliğe aykırı sayılmaz.

Kavram

Hakların Üçlü Sınıflandırması

Anayasa organları kurmadan önce kişiye hak tanır. Temel hak ve hürriyetler, devletten beklenen tutuma göre üç grupta toplanır ve ölçüt her seferinde aynıdır: devlet ne yapsın?

  1. Kişi hakları ve ödevleri, yani negatif statü hakları: devlet karışmasın. Yaşama hakkı, kişi hürriyeti ve güvenliği, özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı, din ve vicdan hürriyeti, basın hürriyeti, mülkiyet hakkı, hak arama hürriyeti.
  2. Sosyal ve ekonomik haklar, yani pozitif statü hakları: devlet edim sunsun. Eğitim, çalışma, sağlık, konut, sosyal güvenlik, sendika kurma hakkı, ailenin korunması.
  3. Siyasi haklar ve ödevler, yani aktif statü hakları: devletin yönetimine katılayım. Seçme ve seçilme, siyasi parti kurma, kamu hizmetlerine girme, dilekçe hakkı, bilgi edinme hakkı, vatan hizmeti.
Akılda Kalsın

Grubu bulmak için hakkın adına değil, devletten istenen davranışa bakın: karışmama, edim sunma, katılım imkânı.

Akılda Kalsın

Ölçüt devletten beklenen tutumdur: negatif statüde devlet karışmaz, pozitif statüde edim sunar, aktif statüde katılıma imkân verir. Mülkiyet negatif, sağlık pozitif, dilekçe hakkı aktif statü hakkıdır.

Ayrım

Kimin Hakkı ve Nasıl Sınırlanır

Temel hakların çoğu herkese tanınmıştır; vatandaş olmayanlar da bu haklardan yararlanır. Buna karşılık bazı haklar yalnızca Türk vatandaşlarına aittir ve ölçüt tek cümleyle kurulur: hak devletin yönetimine katılmayla ilgiliyse vatandaşlığa bağlıdır.

Herkese tanınanlarYaşama hakkı, kişi hürriyeti ve güvenliği, konut dokunulmazlığı, din ve vicdan hürriyeti, mülkiyet hakkı, hak arama hürriyeti, dilekçe hakkı.
Yalnızca vatandaşlaraSeçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma, siyasi parti kurma ve partiye üye olma, kamu hizmetlerine girme hakkı; vatan hizmeti de vatandaşın ödevidir.

Bu haklar sınırsız değildir, ancak sınırlandırma da keyfî olamaz; aşağıdaki şartların tamamı birlikte aranır.

  1. Sınırlama yalnızca kanunla yapılır; yönetmelikle veya idari kararla temel hak sınırlanamaz.
  2. Sınırlama, ilgili maddesinde gösterilen sebeplere dayanmalıdır.
  3. Hakkın özüne dokunulamaz; hakkı kullanılamaz hâle getiren sınırlama geçersizdir.
  4. Sınırlama Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine aykırı olamaz.
  5. Sınırlama ölçülü olmalıdır: elverişli, gerekli ve orantılı.
Akılda Kalsın

Önce aracı kontrol edin. Sınırlama kanunla yapılmamışsa başka hiçbir şarta bakmaya gerek kalmaz.

Akılda Kalsın

Yönetime katılmayla ilgili haklar vatandaşlığa bağlıdır: seçme, seçilme, siyasi faaliyet, parti kurma ve kamu hizmetlerine girme. Sınırlandırma yalnızca kanunla, gösterilen sebeplere bağlı olarak, hakkın özüne dokunmadan ve ölçülü biçimde yapılabilir.

Ayrım

Durdurma ve Dokunulamayan Çekirdek

Sınırlandırma olağan dönemin rejimidir. Durdurma ise olağanüstü koşullarda hakların kullanımının kısmen veya tamamen askıya alınmasıdır ve ayrı kurallara tabidir.

SınırlandırmaOlağan dönemde de yapılır; yalnızca kanunla ve sayılan sebeplere bağlı olarak; hakkın özüne dokunulamaz.
DurdurmaYalnızca savaş, seferberlik ve olağanüstü hâlde; durumun gerektirdiği ölçüde; milletlerarası yükümlülükler ihlal edilemez.

Durdurma hâlinde bile dokunulamayacak dört unsurluk bir çekirdek alan vardır: kişinin yaşama hakkı ile maddi ve manevi varlığının bütünlüğü, kimsenin din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaması, suç ve cezaların geçmişe yürütülememesi ve suçluluğu mahkeme kararıyla saptanıncaya kadar kimsenin suçlu sayılamaması.

Ayırt Et

Durdurma rejiminde haklar kısmen veya tamamen durdurulabilir. Tamamen durdurulamaz biçimindeki ifadeler hükmü tersine çevirir; ayrıca hakkın özü ölçütü sınırlandırmaya aittir, durdurmaya değil.

Akılda Kalsın

Sınırlandırma olağan dönemin, durdurma savaş, seferberlik ve olağanüstü hâlin rejimidir. Durdurmada bile dört unsur korunur: yaşama hakkı ve varlık bütünlüğü, inanç açıklamaya zorlanamama, suç ve cezaların geçmişe yürütülememesi, masumiyet karinesi.

Kavram

Vatandaşlık ve İnkılap Kanunları

Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür; ana ya da babadan biri yeterlidir. Vatandaşlık kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hâllerde kaybedilir.

Akılda Kalsın

İki hüküm doğrudan ölçülür: hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz; vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.

Anayasa bir de belirli kanunları özel korumaya alır. İnkılap kanunları, anayasaya aykırı oldukları şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz. Bu kanunlar arasında Tevhid-i Tedrisat Kanunu, şapka iktisası hakkındaki kanun, tekke ve zaviyelerin kapatılmasına dair kanun, medeni nikâh esasını getiren düzenleme, uluslararası rakamların kabulüne ilişkin kanun, yeni Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkındaki kanun, efendi ve bey gibi lakapların kaldırılmasına dair kanun ile bazı kisvelerin giyilemeyeceğine dair kanun sayılır.

Akılda Kalsın

Ana veya babadan biri Türkse çocuk Türktür. Vatandaşlıktan çıkarma ancak vatana bağlılıkla bağdaşmayan eylem hâlinde mümkündür ve bu işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz. İnkılap kanunları anayasaya aykırı sayılamaz.

Kısaca düşün: Anayasa hangi kalıplarda yargı yolunu mutlak biçimde açık tutuyor ve bu kalıp hangi ilkenin gereği?

Kavram

Meclis Nasıl Kurulur

Haklardan organlara geçiyoruz. Yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne aittir; bu yetki geneldir, aslidir ve devredilemez. Genel olması Meclisin anayasaya aykırı olmamak şartıyla her konuda kanun çıkarabilmesini, asli olması başka bir organdan izin almadan ilk elden düzenleme yapabilmesini ifade eder.

Meclis 600 milletvekilinden oluşur ve seçimler beş yılda bir yapılır. Milletvekili seçilebilmek için on sekiz yaşını doldurmuş olmak, Türk vatandaşı olmak ve en az ilkokul mezunu olmak gerekir. Askerlikle ilişiği bulunmamak, kısıtlı olmamak, kamu hizmetinden yasaklı olmamak ve belirli suçlardan hüküm giymemiş olmak da aranır.

Ayırt Et

Milletvekilleri seçildikleri bölgeyi değil bütün milleti temsil eder. Bunun sonucu, milletvekilinin seçmenlerinden talimat almaması ve göreve başlarken Meclis önünde ant içmesidir.

Akılda Kalsın

Yasama yetkisi genel, asli ve devredilmezdir. Meclis 600 üyeden oluşur, seçim beş yılda bir yapılır, seçilme yaşı on sekiz ve öğrenim şartı en az ilkokuldur. Milletvekili bölgeyi değil bütün milleti temsil eder.

Ayrım

Sorumsuzluk ile Dokunulmazlık

Milletvekilinin görevini serbestçe yapabilmesi için iki ayrı güvence öngörülmüştür. İkisi sürekli karıştırılır; ayrımı üç ölçütle kurun.

Yasama sorumsuzluğuMeclis çalışmalarındaki oy, söz ve düşünceleri ile bunları Meclis dışında tekrarlamayı korur. Mutlaktır, kaldırılamaz; süreklidir, görev bitince de devam eder.
Yasama dokunulmazlığıHer türlü suç isnadını kapsar. Geçicidir, görev süresiyle sınırlıdır; Meclis kararıyla kaldırılabilir.
Ayırt Et

Kısaca: sorumsuzluk cezalandırılmayı engeller, dokunulmazlık yargılanmayı erteler. Dokunulmazlık kişiyi cezadan kurtarmaz; milletvekilliği sona erdiğinde soruşturma ve kovuşturma devam eder.

Dokunulmazlığın iki istisnası vardır: ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli ve seçimden önce soruşturmasına başlanmış olmak kaydıyla Anayasa'nın on dördüncü maddesindeki durumlar. Ayrıca dokunulmazlığın kaldırılmasına ve milletvekilliğinin düşmesine ilişkin kararlar, parlamento kararı oldukları hâlde Anayasa Mahkemesi denetimine tabidir.

Akılda Kalsın

Sorumsuzluk söz, oy ve düşünceleri kapsar, mutlaktır, süreklidir ve kaldırılamaz. Dokunulmazlık her suç isnadını kapsar, geçicidir ve Meclis kararıyla kaldırılabilir; ağır cezayı gerektiren suçüstünde uygulanmaz.

Kavram

Toplantı ve Karar Yeter Sayısı

Meclisin çalışabilmesi ve karar alabilmesi için iki ayrı sayı gerekir ve bunlar birbirinin yerine kullanılamaz.

Toplantı yeter sayısıÜye tamsayısının en az üçte biri, yani 200 milletvekilidir. Salonun dolması için gereken sayıdır.
Karar yeter sayısıToplantıya katılanların salt çoğunluğudur; ancak hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından, yani 151'den az olamaz.

Meclisin iç yapısında da sayılar vardır. Siyasi parti grubu en az yirmi milletvekiliyle kurulur. Başkanlık Divanı Meclis Başkanı, başkanvekilleri, kâtip üyeler ve idare amirlerinden oluşur ve oluşumunda parti gruplarının Meclisteki oranları gözetilir. Bir yasama döneminde iki defa Başkanlık Divanı seçimi yapılır; ilk devre iki, ikinci devre üç yıl sürer. Meclis Başkanı Genel Kurul görüşmelerine katılamaz ve oy kullanamaz.

Akılda Kalsın

Toplantı yeter sayısı 200, karar yeter sayısı katılanların salt çoğunluğudur ve 151'in altına inemez. Siyasi parti grubu en az yirmi milletvekiliyle kurulur; Meclis Başkanı Genel Kurul'da oy kullanamaz.

Bağlantı

Nitelikli Çoğunluklar Zinciri

Bazı kararlar için özel çoğunluklar aranır ve bunlar birbirine yakın olduğu için ancak bir mantığa bağlanınca akılda kalır. Mantık şudur: karar ne kadar ağırsa gereken sayı o kadar yüksektir.

  1. 200, üye tamsayısının üçte biri: toplantı yeter sayısı ve anayasa değişikliği teklifi.
  2. 301, üye tamsayısının salt çoğunluğu: Cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açılması önergesi ve Cumhurbaşkanı'nın geri gönderdiği kanunun aynen kabulü.
  3. 360, üye tamsayısının beşte üçü: anayasa değişikliğinin kabulü, genel ve özel af ilanı, seçimlerin yenilenmesi kararı, Cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açılması kararı.
  4. 400, üye tamsayısının üçte ikisi: Cumhurbaşkanı'nın Yüce Divan'a sevki ve Meclis Başkanı seçiminin ilk iki turu.
Akılda Kalsın

Cumhurbaşkanı hakkındaki süreç bu mantığın en açık örneğidir: önerge 301, soruşturma kararı 360, Yüce Divan'a sevk 400. Çeldiriciler genellikle bu zincirin bir kademesini kaydırarak üretilir.

Akılda Kalsın

200 toplantı ve anayasa teklifi, 301 salt çoğunluk, 360 beşte üç, 400 üçte ikidir. Cumhurbaşkanı hakkındaki zincir 301, 360 ve 400 biçiminde ağırlaşır.

Süreç

Meclisin Görevleri ve Kanunun Yapılışı

Meclisin görev ve yetkileri şunlardır: kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesin hesap kanun tekliflerini görüşüp kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek; milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak; üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla genel ve özel af ilanına karar vermek.

Ayırt Et

Milletlerarası antlaşmalarda yetki iki organ arasında bölüşülmüştür: onaylanmasını uygun bulmak Meclise, onaylamak ve yayımlamak Cumhurbaşkanı'na aittir. Soru kökündeki fiil değişince cevap da değişir.

Kanun yapımında iki nokta belirleyicidir. Artık yalnızca kanun teklifi vardır; kanun tasarısı kurumu kaldırılmıştır ve teklif yetkisi milletvekillerine aittir. Cumhurbaşkanı yayımlanmasını uygun bulmadığı kanunu on beş gün içinde gerekçesiyle Meclise geri gönderebilir; Meclis geri gönderilen kanunu üye tamsayısının salt çoğunluğuyla aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı bu kanunu yayımlar. Bütçe kanunu bu usule tabi değildir; geri gönderilemez.

Akılda Kalsın

Savaş ilanı, af, para basılması ve antlaşmaların uygun bulunması Meclise aittir. Antlaşmayı onaylayıp yayımlayan Cumhurbaşkanı'dır. Kanun tasarısı yoktur; geri gönderilen kanun 301 ile aynen kabul edilir, bütçe kanunu geri gönderilemez.

Kavram

Denetim: Dört Yol, İki Kurum

Yürütmenin meclise karşı sorumlu olmadığı bir sistemde denetim araçları da sadeleşmiştir. Bugün dört yol vardır.

  1. Yazılı soru: Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yöneltilir, en geç on beş gün içinde yazılı olarak cevaplanır. Cumhurbaşkanı'na soru sorulamaz.
  2. Genel görüşme: toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun Genel Kurul'da görüşülmesidir.
  3. Meclis araştırması: belli bir konuda bilgi edinmek için kurulan komisyon eliyle yürütülür.
  4. Meclis soruşturması: Cumhurbaşkanı, yardımcıları ve bakanlar hakkında görev suçu isnadının araştırılmasıdır; sonucunda Yüce Divan'a sevk kararı verilebilir.
Ayırt Et

Gensoru ve sözlü soru kaldırılmıştır ve tam bu yüzden en sık kullanılan çeldiricilerdir. Gensorunun kaldırılması sistemin doğal sonucudur: hükümet artık Meclise değil Cumhurbaşkanı'na karşı sorumludur.

Kamu Denetçiliği KurumuMeclis Başkanlığına bağlıdır; idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler ve kamu başdenetçisini Meclis seçer.
Devlet Denetleme KuruluCumhurbaşkanlığına bağlıdır; üyelerini Cumhurbaşkanı atar ve yargı organları görev alanı dışındadır.
Akılda Kalsın

Dört yol yazılı soru, genel görüşme, meclis araştırması ve meclis soruşturmasıdır; gensoru ve sözlü soru kaldırılmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu Meclis Başkanlığına, Devlet Denetleme Kurulu Cumhurbaşkanlığına bağlıdır.

Kavram

Cumhurbaşkanının Seçimi ve Adaylık

Yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı'na aittir. Seçilebilmek için kırk yaşını doldurmuş olmak, yükseköğrenim yapmış olmak ve milletvekili seçilme yeterliliğine sahip bulunmak gerekir. Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından beş yıllık bir süre için seçilir ve bir kimse en fazla iki defa seçilebilir.

Adaylık üç yoldan yapılabilir: siyasi parti grupları; son genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış siyasi partiler; en az yüz bin seçmen. Meclis dışından aday gösterilmesi için milletvekili teklifi aranan eski usul yürürlükte değildir.

Akılda Kalsın

İki defa kuralının tek istisnası vardır: Cumhurbaşkanı'nın ikinci döneminde Meclis seçimlerin yenilenmesine karar verirse bir defa daha aday olabilir. Yenileme kararını Cumhurbaşkanı'nın kendisi verirse bu imkân doğmaz.

Akılda Kalsın

Kırk yaş, yükseköğrenim ve milletvekili seçilme yeterliliği aranır; süre beş yıl, sınır iki dönemdir. Adaylık parti grupları, yüzde beş oy almış partiler veya yüz bin seçmen tarafından yapılır. İstisna, ikinci dönemde Meclisin yenileme kararı vermesidir.

Kavram

Cumhurbaşkanının Yetkileri

Cumhurbaşkanı hem devletin başı hem yürütmenin başıdır. Yetkilerini üç alanda düşünmek hem öğrenmeyi hem hatırlamayı kolaylaştırır.

  1. Yasama ile ilgili: kanunları yayımlamak, kanunları tekrar görüşülmek üzere Meclise geri göndermek, anayasa değişikliklerini gerekli gördüğünde halkoyuna sunmak, kanunların ve kararnamelerin iptali için Anayasa Mahkemesi'nde dava açmak, Meclis seçimlerinin yenilenmesine karar vermek.
  2. Yürütme ile ilgili: yardımcılarını ve bakanları atamak ve görevden almak, üst kademe kamu yöneticilerini atamak, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik çıkarmak, milletlerarası antlaşmaları onaylamak ve yayımlamak, bütçe kanun teklifini Meclise sunmak, olağanüstü hâl ilan etmek, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kullanılmasına karar vermek.
  3. Yargı ile ilgili: Anayasa Mahkemesi üyelerinin bir bölümünü, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun dört üyesini, Danıştay üyelerinin dörtte birini ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile Başsavcıvekilini seçmek.
Ayırt Et

Savaş ilanı Cumhurbaşkanı'nda değildir; savaş ilanına Meclis karar verir. Cumhurbaşkanı Silahlı Kuvvetler'in kullanılmasına karar verir ve Meclis adına Başkomutanlığı temsil eder. Ölçüt: ilan mı, kullanım mı?

Akılda Kalsın

Yetkiler yasama, yürütme ve yargı alanlarına dağılır. Savaş ilanı Meclise aittir; Cumhurbaşkanı Silahlı Kuvvetler'in kullanılmasına karar verir ve Başkomutanlığı Meclis adına temsil eder.

Ayrım

Meclise Ait Dört Yetki

Sistem yürütmenin tamamını tek makamda topladığı için bir soruda karşınıza çıkan yetkinin Cumhurbaşkanı'nda olma ihtimali yüksektir. Tam bu yüzden istisnaları ayrıca öğrenmeniz gerekir.

Akılda Kalsın

Meclise ait dört yetkiyi bir liste hâlinde tutun: savaş ilanına karar vermek, genel ve özel af ilanına karar vermek, para basılmasına karar vermek, milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak.

Genel ve özel afMeclise aittir ve üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunu gerektirir. Etkisi genel ve soyuttur.
Bireysel afCumhurbaşkanı'na aittir ve yalnızca sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezasını hafifletmek veya kaldırmakla sınırlıdır.

Bir başka sık karıştırılan yetki, kanunların anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptal davası açmaktır. Bu dava Cumhurbaşkanı tarafından da açılabilir; ayrıca Meclisteki en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu ile üye tamsayısının en az beşte biri, yani 120 milletvekili de dava açabilir.

Akılda Kalsın

Meclise ait dört yetki savaş ilanı, af ilanı, para basılması ve antlaşmaların uygun bulunmasıdır. Genel af Meclise, bireysel af yalnızca sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hâlinde Cumhurbaşkanı'na aittir.

Süreç

Sorumluluk ve Yüce Divan

Cumhurbaşkanı'nın cezai sorumluluğu üç aşamalı bir süreçle işletilir ve her aşamada aranan çoğunluk ağırlaşır.

  1. Üye tamsayısının salt çoğunluğunun, yani 301 milletvekilinin vereceği önergeyle soruşturma açılması istenir.
  2. Meclis, üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun, yani 360 milletvekilinin gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verir.
  3. Soruşturma komisyonunun raporu görüşüldükten sonra üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun, yani 400 milletvekilinin gizli oyuyla Yüce Divan'a sevk kararı alınabilir.
Ayırt Et

Sevk kararını Meclis verir; Yüce Divan sıfatıyla yargılamayı Anayasa Mahkemesi yapar. Sorulan şeyin karar mı yoksa yargılama mı olduğuna dikkat edin, çünkü çeldirici tam bu noktadan üretilir.

Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı seçim kararı alamaz. Yüce Divan'da seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanı'nın görevi sona erer.

Akılda Kalsın

Zincir 301, 360 ve 400 biçiminde ilerler. Yüce Divan'a sevk kararını Meclis verir, yargılamayı Anayasa Mahkemesi yapar. Soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı seçim kararı alamaz.

Kavram

Kararnamenin Dört Sınırı

Cumhurbaşkanı yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Kararname yetki kanununa ihtiyaç duymaz, doğrudan Anayasa'dan alınan bir yetkiye dayanır ve Meclis onayına sunulmaz. Buna karşılık yetkinin dört sınırı vardır ve bu sınırlar doğrudan ölçülür.

  1. Konu sınırı: temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasi haklar ve ödevler kararnameyle düzenlenemez. Kararnameyle düzenlenebilecek tek hak grubu sosyal ve ekonomik haklardır.
  2. Münhasır kanun alanı: Anayasa'da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda kararname çıkarılamaz.
  3. Kanunla düzenlenmiş alan: kanunda açıkça düzenlenen konularda kararname çıkarılamaz.
  4. Çatışma kuralı: kararname ile kanun aynı konuda farklı hüküm taşırsa kanun uygulanır; Meclis aynı konuda kanun çıkarırsa kararname kendiliğinden hükümsüz hâle gelir.
Akılda Kalsın

Kararname kanun hükmünde kararnameyle karıştırılmamalıdır. Kanun hükmünde kararname kaldırılmıştır; yetki kanununa dayanıyor ve Meclis onayına sunuluyordu, kararname ise ikisini de gerektirmez.

Akılda Kalsın

Kararnamenin dört sınırı konu sınırı, münhasır kanun alanı, kanunla düzenlenmiş alan ve çatışmada kanunun üstünlüğüdür. Kararnameyle yalnızca sosyal ve ekonomik haklar düzenlenebilir. Kanun hükmünde kararname kaldırılmıştır.

Ayrım

Kararname ile Yönetmelik

İkisi de yürütmenin düzenleyici işlemidir ve tam bu yüzden karıştırılır. Üç ölçütle ayrılırlar.

Cumhurbaşkanlığı kararnamesiYalnızca Cumhurbaşkanı çıkarır. Doğrudan Anayasa'ya dayanır. Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'nde iptal davasına konu olur.
YönetmelikCumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri çıkarır. Kanuna veya kararnameye dayanır ve onlara aykırı olamaz. Denetimi idari yargıda yapılır.

Yönetmeliklerin yargısal denetiminde görevli mahkeme etki alanına göre değişir. Ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davalarında Danıştay ilk derece mahkemesi olarak görevlidir; yerel veya sınırlı etkili yönetmelikler idare mahkemelerinde dava konusu edilir.

Ayırt Et

Kaldırılan tüzük kurumu bu ikilinin arasına yerleştirilerek çeldirici üretilir. Tüzüğün ayırt edici işareti Danıştay incelemesinden geçirilmesiydi; bugün böyle bir düzenleyici işlem yoktur.

Akılda Kalsın

Kararnameyi yalnızca Cumhurbaşkanı çıkarır, Anayasa'ya dayanır ve Anayasa Mahkemesi denetler. Yönetmeliği Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri çıkarır, kanuna dayanır ve idari yargı denetler. Tüzük kaldırılmıştır.

Süreç

Olağanüstü Hâl: Altı, Dört, Üç

Olağanüstü hâli Cumhurbaşkanı ilan eder; ilan yurdun tamamını veya bir bölgesini kapsayabilir. İlan sebepleri arasında savaş ve savaşı gerektirecek durum, seferberlik, ayaklanma, anayasal düzeni veya temel hakları ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketleri, kamu düzeninin ciddi biçimde bozulması, tabii afet, tehlikeli salgın hastalık ve ağır ekonomik bunalım sayılır.

  1. İlan süresi en fazla altı aydır. Karar Resmî Gazete'de yayımlanır ve aynı gün Meclisin onayına sunulur.
  2. Meclis, Cumhurbaşkanı'nın istemi üzerine her defasında dört ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir; savaş hâllerinde bu dört aylık sınır aranmaz.
  3. Meclis süreyi kısaltabilir veya olağanüstü hâli tamamen kaldırabilir.
  4. Cumhurbaşkanı olağanüstü hâlin gerekli kıldığı konularda kararname çıkarabilir; bu kararname aynı gün Meclis onayına sunulur ve Meclis üç ay içinde karara bağlamazsa kendiliğinden yürürlükten kalkar.
Akılda Kalsın

Üç sayıyı işleviyle birlikte tutun: altı ilan, dört uzatma, üç kararnamenin denetimi. Sıkıyönetim rejimi Anayasa'da artık yer almaz, bu nedenle sıkıyönetime özgü sonuçlar olağanüstü hâle taşınamaz.

Akılda Kalsın

İlan en fazla altı ay, her uzatma en fazla dört ay, olağanüstü hâl kararnamesinin Meclisçe karara bağlanma süresi üç aydır. Olağanüstü hâl kararnamelerinde konu sınırı uygulanmaz ve bunlar Anayasa Mahkemesi denetimine tabi değildir.

Kavram

Kurul, Yardımcı ve Bakanlar

Millî Güvenlik Kurulu, Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanır. Üyeleri Cumhurbaşkanı yardımcıları, Adalet, Millî Savunma, İçişleri ve Dışişleri bakanları, Genelkurmay Başkanı ile Kara, Deniz ve Hava kuvvetleri komutanlarıdır. Kurul iki ayda bir toplanır ve gündemini Cumhurbaşkanı düzenler. Kararları tavsiye niteliğindedir; Cumhurbaşkanı bu kararları değerlendirir.

Cumhurbaşkanı'na yardımcı olmak üzere bir veya daha fazla yardımcı atanabilir. Yardımcılar ve bakanlar için milletvekili olma şartı aranmaz; milletvekili olan biri bakan olarak atanırsa milletvekilliği sona erer. Yardımcılar ve bakanlar göreve başlarken Meclis önünde ant içer.

Ayırt Et

Millî Güvenlik Kurulu 1961 Anayasası ile kurulmuştur; Devlet Denetleme Kurulu ise 1982 Anayasası ile gelmiştir. Anayasa Mahkemesi 1961, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi 2017 ürünüdür. Bu dörtlüyü birlikte tutmak, kurumun hangi anayasayla geldiğini soran maddelerde işe yarar.

Akılda Kalsın

Millî Güvenlik Kurulu Cumhurbaşkanı başkanlığında iki ayda bir toplanır, gündemini Cumhurbaşkanı düzenler ve kararları tavsiye niteliğindedir. Yardımcı ve bakanlar için milletvekilliği şartı yoktur; milletvekili bakan olursa üyeliği düşer.

Kavram

Yargı Bağımsızlığı ve Yargı Kolları

Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır. Bağımsızlık mahkemenin dışarıdan gelen etkilere kapalı olmasıdır; tarafsızlık hâkimin uyuşmazlığın taraflarına eşit mesafede durmasıdır. Hâkimlik teminatı bunun somut karşılığıdır: hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe altmış beş yaşından önce emekliye ayrılamaz, mahkemenin veya kadronun kaldırılması hâlinde bile özlük haklarından yoksun bırakılamaz.

Türkiye'de beş yargı kolu vardır. Adli yargı özel hukuk uyuşmazlıklarına ve ceza davalarına bakar, temyiz mercii Yargıtay'dır. İdari yargı idarenin işlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıklara bakar, temyiz mercii Danıştay'dır. Anayasa yargısını Anayasa Mahkemesi, adli ve idari yargı arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını Uyuşmazlık Mahkemesi, hesap yargısını Sayıştay yürütür.

Ayırt Et

Türk yargı örgütünde iflas mahkemesi adlı ayrı bir mahkeme yoktur; iflas işlerine icra hukuk mahkemesi ve asliye ticaret mahkemesi bakar. Kanuni hâkim güvencesi gereği kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.

Akılda Kalsın

Yargı bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır; hâkimlik teminatı azledilmemeyi ve altmış beş yaşından önce emekliye sevk edilmemeyi içerir. Beş yargı kolu adli, idari, anayasa, uyuşmazlık ve hesap yargısıdır.

Ayrım

Kanun Yolu: İstinaf ile Temyiz

Kesinleşmemiş bir kararın üst veya yüksek mahkemede yeniden incelenmesini sağlayan başvuruya kanun yolu denir. Kanun yolu üst kavramdır; istinaf ve temyiz onun iki basamağıdır.

İstinafİlk derece mahkemesi kararına karşı bölge adliye veya bölge idare mahkemesine yapılır. Uyuşmazlık hem maddi olay hem hukuk bakımından yeniden incelenir.
TemyizYargıtay veya Danıştay'a yapılır. İnceleme kural olarak hukuka uygunlukla sınırlıdır; olayın yeniden yargılanması amaçlanmaz.
Ayırt Et

İlk itiraz, delil tespiti, ön inceleme, ıslah ve tahkim kanun yolu değildir; bunlar yargılamanın kendi içindeki kurumlardır. Bir kurumun kanun yolu olup olmadığını anlamak için sorun: karar verilmiş ve bu karar üst mercide mi inceleniyor?

Akılda Kalsın

Kanun yolu üst kavramdır; istinaf bölge mahkemesinde olay ve hukuk bakımından, temyiz Yargıtay veya Danıştay'da kural olarak hukuka uygunluk bakımından inceleme yapar. İlk itiraz ve ıslah kanun yolu değildir.

Kavram

Anayasa Mahkemesi

Anayasa Mahkemesi on beş üyeden oluşur. Üyelerin üçünü Türkiye Büyük Millet Meclisi, on ikisini Cumhurbaşkanı seçer. Meclisin seçtiği üç üyenin ikisi Sayıştay Genel Kurulunun, biri baro başkanlarının göstereceği adaylar arasından seçilir. Üye seçilebilmek için kırk beş yaşın doldurulmuş olması gerekir; görev süresi on iki yıldır ve bir kişi iki defa üye seçilemez.

Mahkeme Genel Kurul ve iki bölüm hâlinde çalışır. Bölümler bireysel başvuruları karara bağlar; Genel Kurul iptal ve itiraz davalarına, siyasi parti davalarına ve Yüce Divan yargılamasına bakar. Başkan ve iki başkanvekili üyeler arasından dört yıl için seçilir.

Akılda Kalsın

Dört sayıyı çekirdek olarak tutun: 15 üye, 12 yıl görev süresi, 45 yaş şartı, 120 milletvekili iptal davası açma sayısı. Anayasa Mahkemesi üyelerinin on iki yıllık süresi Yargıtay ve Danıştay üyeleriyle karıştırılmamalıdır; onlar için Anayasa'da görev süresi öngörülmemiştir.

Akılda Kalsın

On beş üyenin üçünü Meclis, on ikisini Cumhurbaşkanı seçer. Yaş şartı kırk beş, görev süresi on iki yıldır ve ikinci kez seçilme yoktur. Bölümler bireysel başvuruya, Genel Kurul iptal ve itiraz davalarına bakar.

Ayrım

Üç Başvuru Yolu

Anayasa Mahkemesi'ne üç ayrı yoldan gidilir ve her birinin başvuranı farklıdır. Ayrımı başvuranın kim olduğu üzerinden kurun.

  1. İptal davası, yani soyut norm denetimi: ortada bir dava yoktur, kural doğrudan hedef alınır. Cumhurbaşkanı, Meclisteki en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu ve 120 milletvekili açabilir. Şekil bakımından on gün, esas bakımından altmış gün içinde açılır.
  2. İtiraz yolu, yani somut norm denetimi: bakılmakta olan bir dava vardır ve başvuran mahkemedir. Süre sınırı yoktur; mahkeme kararı beş ay bekler, gelmezse mevcut hükümlere göre davayı sonuçlandırır.
  3. Bireysel başvuru: başvuran kişidir. Anayasada güvence altına alınan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki bir hakkı kamu gücü tarafından ihlal edilen herkes, olağan kanun yollarını tükettikten sonra başvurabilir.
Ayırt Et

Yasama işlemleri, düzenleyici idari işlemler ve Anayasa Mahkemesi kararları bireysel başvuruya konu olamaz. Ayrıca üç grup anayasaya aykırılık iddiasıyla Mahkemeye götürülemez: usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar, olağanüstü hâl kararnameleri ve inkılap kanunları.

Akılda Kalsın

İptal davasında ortada dava yoktur ve süreye bağlıdır; itiraz yolunda başvuran mahkemedir ve süre sınırı yoktur; bireysel başvuruda başvuran kişidir ve kanun yolları tüketilmiş olmalıdır. Antlaşmalar, olağanüstü hâl kararnameleri ve inkılap kanunları denetlenemez.

Kavram

Hâkimler ve Savcılar Kurulu

Kurul, hâkim ve savcıların mesleğe kabulünü, atanmasını, yükseltilmesini, denetlenmesini ve disiplin işlerini yürütür. 2017 değişikliğiyle adı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan Hâkimler ve Savcılar Kuruluna dönüşmüş, üye sayısı on üçe indirilmiştir.

Akılda Kalsın

Formülü tutun: 2 artı 7 artı 4 eşittir 13. İki doğal üye Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı müsteşarı görevini yürüten Bakan Yardımcısıdır; yedi üyeyi Meclis, dört üyeyi Cumhurbaşkanı seçer. Adalet Bakanı Kurulun başkanıdır.

Üyelerin görev süresi dört yıldır ve süresi biten üyeler bir kez daha seçilebilir. Kurul iki daire hâlinde çalışır. Kurulun kararlarına karşı kural olarak yargı yoluna başvurulamaz; ancak meslekten çıkarma cezasına ilişkin kararlar bu kuralın istisnasıdır ve yargı denetimine tabidir.

Ayırt Et

İki doğal üye atlandığında yedi artı dört eşittir on bir hesabı çıkar ve soru yanlış cevaplanır. Ayrıca Kurul Adalet Bakanlığına bağlı değildir; yargı bağımsızlığı esasına göre kurulmuş bağımsız bir kuruldur.

Akılda Kalsın

On üç üye iki doğal üye, yedi Meclis ve dört Cumhurbaşkanı seçimiyle oluşur; başkan Adalet Bakanıdır ve görev süresi dört yıldır. Kararlarına karşı yargı yolu kapalıdır, tek istisna meslekten çıkarma cezasıdır.

Bağlantı

Kalan Yüksek Yargı Organları

Kalan organları tek bir soruyla çalışın: üyelerini kim seçiyor? Yargıtay üyelerini Hâkimler ve Savcılar Kurulu seçer. Danıştay üyelerinin dörtte üçünü aynı Kurul, dörtte birini Cumhurbaşkanı seçer. Sayıştay'ın başkan ve üyelerini Türkiye Büyük Millet Meclisi seçer. Yüksek Seçim Kurulu üyelerini ise Yargıtay ve Danıştay genel kurulları kendi üyeleri arasından seçer.

Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur; üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay genel kurullarınca gizli oyla seçilir ve görev süresi altı yıldır. Kurul kendi başkanını ve başkanvekilini üyeleri arasından seçer.

Ayırt Et

Uyuşmazlık Mahkemesi'nin ayırt edici işareti başkanının belirlenme usulüdür: başkanlığı, Anayasa Mahkemesi'nce kendi üyeleri arasından görevlendirilen bir üye yapar. Danıştay'ın ikinci bir özelliği de idari nitelikli görevidir; Cumhurbaşkanı tarafından gönderilen kanun teklifleri hakkında düşüncesini bildirir ve imtiyaz sözleşmelerini inceler. Sayıştay'ın ayırt edici işareti ise denetimini Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yapması ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamasıdır; bu yetki ne Kamu Denetçiliği Kurumunda ne de Devlet Denetleme Kurulunda vardır.

Akılda Kalsın

Yargıtay üyelerini Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Danıştay'ın dörtte üçünü aynı Kurul ve dörtte birini Cumhurbaşkanı, Sayıştay'ı Meclis, Yüksek Seçim Kurulunu Yargıtay ve Danıştay genel kurulları seçer. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin başkanını Anayasa Mahkemesi görevlendirir.

Kısaca düşün: Sayıştay Meclis adına denetler; peki Cumhurbaşkanlığına bağlı olan denetim organı hangisiydi?

Kavram

İdare, Kamu Hizmeti ve Yetki Genişliği

Organların kararlarını günlük hayatta uygulayan yapı idaredir. İdare hukukunun üç belirleyici özelliği vardır: büyük ölçüde içtihattan doğmuştur; tek bir kanunda toplanmamıştır, yani tedvin edilmemiştir; bir statü hukukudur, çünkü ilişkiler sözleşmeyle değil önceden belirlenmiş kurallarla düzenlenir.

İdarenin yürüttüğü kamu hizmetine egemen ilkeler şunlardır: süreklilik, hizmetin kesintiye uğramadan yürütülmesi; değişkenlik, hizmetin değişen ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenebilmesi; eşitlik, aynı durumda olanlara aynı işlemin yapılması; tarafsızlık, hizmetin ayrım gözetilmeden sunulması; bedelsizlik, bazı hizmetlerin karşılıksız veya maliyetin altında sunulabilmesi.

Merkezden yönetim, karar alma yetkisinin merkezde toplanmasıdır; ülke genelinde birlik sağlar ama kararları yavaşlatır. Bu sakıncayı gidermek için yetki genişliği uygulanır ve Anayasa'ya göre yetki genişliği illerde valiye tanınmıştır.

Valiİlde devleti, hükümeti, Cumhurbaşkanı'nı ve bakanlıkları temsil eder; yetki genişliğinden yararlanır.
KaymakamYalnızca hükümeti temsil eder; yetki genişliğinden yararlanmaz.
Ayırt Et

Yetki genişliği yerinden yönetimin bir türü değildir; yetki hâlâ merkeze aittir, yalnızca kullanımı taşradaki temsilciye bırakılmıştır. Doğru kontrol: ortada ayrı bir tüzel kişilik var mı?

Akılda Kalsın

İdare hukuku içtihattan doğmuş, tedvin edilmemiş bir statü hukukudur; kamu hizmetine egemen ilkeler süreklilik, değişkenlik, eşitlik, tarafsızlık ve bedelsizliktir. Yetki genişliği merkezden yönetimin aracıdır ve illerde valiye tanınmıştır.

Ayrım

Hiyerarşi ile İdari Vesayet

Yerinden yönetim, kamu hizmetlerinin merkezden ayrı, kendi tüzel kişiliği ve bütçesi olan kuruluşlarca yürütülmesidir. İki türü vardır: mahallî idareleri kapsayan yer bakımından yerinden yönetim ve üniversiteler ile düzenleyici kurumları kapsayan hizmet bakımından yerinden yönetim. Merkez ile bu kuruluşlar arasındaki dengeyi iki denetim aracı kurar.

HiyerarşiAynı tüzel kişilik içinde ast ile üst arasında işler. Kuraldır, kanunda ayrıca belirtilmesi gerekmez. Hem hukuka uygunluk hem yerindelik denetimi yapılabilir; üst astın işlemini değiştirebilir.
İdari vesayetFarklı tüzel kişilikler arasında işler. İstisnadır, kanunla açıkça öngörülmesi gerekir ve dar yorumlanır; yalnızca kanunda gösterilen hâllerde ve ölçüde kullanılır.
Örnekte Gör

Bir bakanlığın kendi genel müdürünü denetlemesi hiyerarşidir. Aynı bakanlığın kanunda öngörülen hâllerde bir belediye kararını onaylaması ise vesayettir; çünkü belediye ayrı bir kamu tüzel kişisidir.

Akılda Kalsın

Denetleyen ile denetlenen aynı tüzel kişilik içindeyse hiyerarşi, farklı tüzel kişiliklerdeyse vesayet vardır. Hiyerarşi kuraldır ve yerindelik denetimini de kapsar; vesayet istisnadır, kanunla öngörülmesi gerekir.

Kavram

İdari İşlemin Beş Unsuru

İdari işlem, idarenin kamu gücüne dayanarak tek yanlı irade açıklamasıyla hukuki sonuç doğuran işlemidir. Dört özelliği vardır: tek yanlılık, yani muhatabın rızasına bağlı olmaması; icrailik, yani ayrıca bir yargı kararına gerek olmadan hukuk düzeninde değişiklik yaratması; hukuka uygunluk karinesi, yani aksi yargı kararıyla saptanıncaya kadar hukuka uygun sayılması; ve hukuki sonuca yönelmesi.

  1. Yetki: işlemi hangi makamın ve o makam adına hangi görevlinin yapabileceği.
  2. Şekil: işlemin hangi usul ve biçimde kurulacağı.
  3. Sebep: işlemi doğuran hukuki ve fiilî nedenler.
  4. Konu: işlemin doğurduğu hukuki sonuç.
  5. Amaç: işlemin yönelmesi gereken kamu yararı.
Ayırt Et

Amaç unsurundaki sakatlığa yetki saptırması denir ve ispatı en zor sakatlık türüdür. Bir memurun kamu yararı için değil kişisel husumet nedeniyle başka yere atanması buna tipik örnektir; işlemi yapan makam yetkilidir, usul ve sonuç kanuna uygundur, sakatlık yalnızca güdülen amaçtadır.

Akılda Kalsın

İdari işlem tek yanlı, icrai ve hukuka uygunluk karinesinden yararlanan bir işlemdir. Beş unsuru yetki, şekil, sebep, konu ve amaçtır; amaçtaki sakatlığa yetki saptırması denir. Dava açılması yürütmeyi kendiliğinden durdurmaz.

Ayrım

İptal Davası ile Tam Yargı Davası

İdari işlem hukuka aykırıysa idari yargıda iki farklı dava açılabilir ve istenen şey birbirinden ayrıdır.

İptal davasıİşlemin hukuka aykırılığı sebebiyle ortadan kaldırılması istenir. Menfaati ihlal edilen herkes açabilir; karar işlemi yapıldığı andan itibaren ortadan kaldırır.
Tam yargı davasıİdarenin işlem veya eyleminden doğan zararın giderilmesi istenir. Hakkı doğrudan zarar gören açar; sonuç tazminattır.
Örnekte Gör

Bir belediye mevzuata aykırı biçimde bir iş yeri ruhsatını geri almışsa iş yeri sahibi işlemin kaldırılması için iptal davası, uğradığı zarar için tam yargı davası açar. İki istem birbirinden bağımsızdır.

Ayırt Et

İdarenin sorumluluğu iki temele dayanabilir. Hizmet kusurunda kamu hizmetinin kurulmasında veya işleyişinde aksaklık vardır; hizmet hiç işlememiş, geç işlemiş veya kötü işlemiştir ve kusur görevliye değil hizmetin kendisine yüklenir. Kusursuz sorumluluk ise risk ilkesine veya kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesine dayanır.

Akılda Kalsın

İptal davasında işlemin ortadan kaldırılması, tam yargı davasında zararın giderilmesi istenir. İdarenin sorumluluğu hizmet kusuruna veya kusursuz sorumluluğa, yani risk ile kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesine dayanır.

Ayrım

İl Özel İdaresi

Mahallî idareler, il, belediye ve köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan, kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları seçmenlerce seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir. Mahallî idare seçimleri beş yılda bir yapılır.

İl genel meclisiİl özel idaresinin karar organıdır ve seçimle oluşur.
Valiİl özel idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir; yürütme organıdır.

Üçüncü organ il encümenidir; valinin başkanlığında, meclisin kendi üyeleri arasından seçtiği üyeler ile birim amirlerinden oluşur. Büyükşehir belediyesi kurulan illerde il özel idaresi kaldırılmıştır; bu illerde görevleri büyükşehir belediyesine ve yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına devredilmiştir.

Ayırt Et

İl özel idaresi ile il genel idaresi isim benzerliği nedeniyle karıştırılır. İl genel idaresi merkezî idarenin taşra örgütüdür; il özel idaresi ise ayrı tüzel kişiliği olan bir mahallî idaredir.

Akılda Kalsın

İl özel idaresinin karar organı il genel meclisi, yürütme organı ve tüzel kişiliğin temsilcisi validir. Büyükşehir kurulan illerde il özel idaresi kaldırılmıştır. İl genel idaresi ise merkezî idarenin taşra örgütüdür.

Ayrım

Belediye ve Büyükşehir

Belediye, belde sakinlerinin mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisidir. Organları belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanıdır. Meclis karar organıdır ve belediye başkanı aynı zamanda meclisin de başkanıdır; başkan yürütme organıdır ve halk tarafından beş yıllığına seçilir.

Belediye kurulmasıNüfusu 5.000 ve üzerindeki yerleşim birimlerinde mümkündür ve Cumhurbaşkanı kararıyla gerçekleşir. İl ve ilçe merkezlerinde ise nüfusa bakılmaksızın belediye kurulması zorunludur.
Büyükşehire dönüşümToplam nüfusu 750.000'den fazla olan illerde mümkündür ve kanunla yapılır.
Ayırt Et

İki usul sürekli birbirinin yerine konur. Belediye idari bir kararla, büyükşehir ise kanunla kurulur. Ayrıca kip farkına dikkat edin: nüfus şartını sağlayan yerleşim biriminde belediye kurulabilir; il ve ilçe merkezlerinde ise kurulması zorunludur.

Akılda Kalsın

Belediye 5.000 nüfus eşiğiyle ve Cumhurbaşkanı kararıyla kurulur; il ve ilçe merkezlerinde nüfusa bakılmaz, kurulması zorunludur. Büyükşehire dönüşüm 750.000 nüfusun üzerinde ve kanunla yapılır.

Kavram

Köy

Köy Kanunu'na göre nüfusu iki binden aşağı olan yerleşim yerlerine köy denir. Kanun bir üst nüfus sınırı koyar, alt sınır belirlemez. Köy kurulmasına ve kaldırılmasına İçişleri Bakanlığı karar verir.

  1. Köy derneği: köydeki bütün seçmenlerden oluşan genel karar organıdır.
  2. Köy ihtiyar meclisi: hem karar hem yürütme görevleri bulunan organdır.
  3. Muhtar: köyün yürütme organıdır. Muhtar ve ihtiyar meclisi üyeleri beş yıl için seçilir.
Akılda Kalsın

Üç yerel yönetim, üç farklı kuruluş usulü: belediye Cumhurbaşkanı kararıyla, büyükşehir kanunla, köy İçişleri Bakanlığı kararıyla. Çeldiriciler bu üçünü birbirinin yerine koyarak üretilir.

Köy işlerinin köylülerin ortak çalışmasıyla görülmesine imece, köy hizmetleri için toplanan paraya salma denir. Muhtarlık ve ihtiyar heyeti seçimlerinde siyasi partiler aday gösteremez; adaylar bağımsız olarak seçime katılır.

Akılda Kalsın

Köy nüfusu iki binden aşağı olan yerleşim yeridir ve İçişleri Bakanlığı kararıyla kurulur. Organları köy derneği, ihtiyar meclisi ve muhtardır. Muhtarlık seçimlerinde siyasi partiler aday gösteremez.

Ayrım

Geçici Uzaklaştırma ve Kesin Sona Erme

Mahallî idare organları veya üyeleri hakkında görevleriyle ilgili bir suç sebebiyle soruşturma ya da kovuşturma açılması hâlinde iki farklı sonuç doğabilir ve bunları karıştırmamak gerekir.

Geçici uzaklaştırmaİçişleri Bakanı, organları veya üyelerini geçici bir tedbir olarak kesin hükme kadar görevden uzaklaştırabilir. Sıfat devam eder.
Seçilmiş organlığın kaybıGörevin kesin olarak sona ermesidir ve yalnızca yargı kararıyla gerçekleşir.

Hizmet bakımından yerinden yönetim kuruluşları da idarenin bir parçasıdır ve üç grupta toplanır. Kamu kurumları, belirli bir hizmeti yürüten üniversiteler, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu ve Sosyal Güvenlik Kurumu gibi kuruluşlardır. Düzenleyici ve denetleyici kurumlar, belirli bir sektörü düzenlemek üzere kurulan geniş özerklikli kurullardır. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ise barolar, tabip odaları ve ticaret odaları gibi kanunla kurulan yapılardır; organları kendi üyelerince, yargı gözetimi altında gizli oyla seçilir.

Akılda Kalsın

Geçici görevden uzaklaştırma kararını İçişleri Bakanı verir; seçilmiş organlığın kesin olarak kaybı ise yalnızca yargı kararıyla olur. Hizmet yerinden yönetim kuruluşları kamu kurumları, düzenleyici kurumlar ve meslek kuruluşlarıdır.

Kavram

Memur Rejiminin Üç İlkesi

İdarenin asli ve sürekli görevleri memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülür. Bu görevlilerin statüsünü düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu üç temel ilkeye dayanır.

  1. Sınıflandırma: memurlar gördükleri hizmetin niteliğine göre sınıflara ayrılır.
  2. Kariyer: memurlara, yaptıkları hizmetler için gerekli bilgilere ve yetişme şartlarına uygun biçimde sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkânı sağlanır.
  3. Liyakat: kamu hizmetine girmek, sınıflar içinde ilerlemek ve yükselmek ile görevin sona erdirilmesi yeterliliğe dayandırılır ve memurlar bu sistemin eşit imkânlarla uygulanmasında güvenceye kavuşturulur.
Ayırt Et

Kariyer ile liyakat sürekli karıştırılır. Kariyer ilerlemenin imkânını verir; liyakat ilerlemenin ölçütünü verir. Liyakatin karşıtı kayırmacılık anlamına gelen iltimastır.

Akılda Kalsın

657 sayılı Kanun sınıflandırma, kariyer ve liyakat ilkelerine dayanır. Kariyer ilerlemenin imkânını, liyakat ilerlemenin ölçütünü verir; liyakatin karşıtı iltimastır.

Kavram

Aday Memurluk

Memurluğa ilk defa atananlar önce aday memur olarak göreve başlar. Adaylık, memurun görevi öğrenmesi ve kurumun memuru değerlendirmesi için öngörülmüş bir deneme dönemidir. Bu süre içinde aday memurlara temel eğitim, hazırlayıcı eğitim ve staj verilir.

Akılda Kalsın

Adaylık süresi bir yıldan az, iki yıldan çok olamaz. Bu süre içinde aday memurun başka kuruma nakli yapılamaz; deneme aynı kurumda tamamlanır.

Adaylık süresini başarıyla tamamlayanlar asli memurluğa atanır. Buna karşılık temel ve hazırlayıcı eğitimde başarısız olanlar, aday memur olarak göreve devamı uygun görülmeyenler veya adaylık süresi içinde bazı şartları kaybedenler kurumlarınca ilişikleri kesilerek memurluktan çıkarılır.

Ayırt Et

Adaylıkta ilişik kesme bir disiplin cezası değildir; adaylık rejiminin kendi sonucudur. İki değerli sorularda çeldiriciler genellikle bir değeri doğru bir değeri yanlış vererek kurulur, bu yüzden iki sayıyı birlikte tutun.

Akılda Kalsın

Adaylık süresi bir yıldan az, iki yıldan çok olamaz ve bu sürede başka kuruma nakil yapılamaz. Başarılı olanlar asli memurluğa atanır; ilişiği kesilenler için bu sonuç bir disiplin cezası değildir.

Ayrım

Beş Disiplin Cezası

Disiplin cezaları hafiften ağıra doğru beştir ve terimlerin tam biçimiyle bilinmesi gerekir, çünkü sorularda seçenekler tam terimle verilir.

  1. Uyarma: memura görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazıyla bildirilmesi.
  2. Kınama: görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazıyla bildirilmesi.
  3. Aylıktan kesme: memurun brüt aylığından belirli bir oranda kesinti yapılması.
  4. Kademe ilerlemesinin durdurulması: fiilin ağırlığına göre memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin belirli süre durdurulması.
  5. Devlet memurluğundan çıkarma: bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarılma.
Ayırt Et

Görevden uzaklaştırma bu listede yoktur. O bir ceza değil, görevi başında kalmasında sakınca görülen memur hakkında alınan geçici bir tedbirdir; memurluk sıfatı devam eder ve memura aylığının üçte ikisi ödenir. İdari para cezası ve disiplin hapsi de bu listeye ait değildir.

Akılda Kalsın

Beş ceza uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarmadır. Görevden uzaklaştırma ceza değil geçici tedbirdir; memura aylığının üçte ikisi ödenir.

Ayrım

Sona Erme, Savunma ve Silinme

Memurluğu sona erdiren hâller şunlardır: memurluktan çekilme, memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya bu şartlardan birinin sonradan kaybedilmesi, Devlet memurluğundan çıkarma cezası alınması, emeklilik ve ölüm.

Ayırt Et

Görevden uzaklaştırma bu listeye de girmez. Sorular çoğunlukla memurluğu sona erdiren hâllerden biri değildir biçiminde kurulur ve aranan cevap tam da bu tedbirdir.

Savunması alınmadan memura disiplin cezası verilemez; savunma için en az yedi günlük süre tanınır. Karara karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde disiplin kuruluna veya yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir. Bütün disiplin cezalarına karşı ayrıca idari yargı yolu açıktır; uyarma ve kınama cezalarını yargı denetimi dışında tutan eski hüküm 2010 değişikliğiyle kaldırılmıştır.

Beş yıllık grupUyarma ve kınama cezaları bu süre sonunda özlük dosyasından silinebilir.
On yıllık grupAylıktan kesme ve daha ağır cezalar bu süre sonunda silinebilir.

Silinme kendiliğinden gerçekleşmez; memurun atamaya yetkili amirine başvurması ve bu talebin uygun görülmesi gerekir. İki eşikli bir kural olduğu için olayda hangi cezanın verildiği belirleyicidir: aylıktan kesme verilmişse süre on yıl, kınama verilmişse beş yıldır.

Akılda Kalsın

Memurluk çekilme, şartların kaybı, memurluktan çıkarma cezası, emeklilik ve ölümle sona erer; görevden uzaklaştırma bu listede yoktur. Uyarma ve kınama beş, diğer cezalar on yıl sonra memurun başvurusuyla silinebilir.

Süreç

Kanunsuz Emir ve Mal Bildirimi

Memurun ödevleri arasında en çok ölçülen ikisi kanunsuz emir ve mal bildirimidir. Kanunsuz emir kuralı üç aşamalıdır ve sorumluluğun kime ait olduğu her aşamada değişir.

  1. Memur, emri mevzuata aykırı görürse yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir.
  2. Amir emrinde ısrar eder ve emrini yazılı olarak yenilerse memur emri yerine getirir; bu hâlde sorumluluk emri verene geçer ve emri uygulayan memur sorumlu olmaz.
  3. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilmez; yerine getiren sorumluluktan kurtulamaz.

Memurlar kendilerine, eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait taşınır ve taşınmaz malları ile alacak ve borçları hakkında mal bildiriminde bulunur. Bildirimler, sonu sıfır ve beş ile biten yılların en geç şubat ayı sonuna kadar yenilenir. Diğer temel ödevler sadakat, tarafsızlık ve devlete bağlılık, davranış ve iş birliği, emirlere uyma ve resmî belgeleri koruma yükümlülükleridir.

Akılda Kalsın

Ayrımı tek cümlede tutun: aykırılık yalnızca mevzuata ise yazılı emirle uygulanır, aykırılık suç oluşturuyorsa hiçbir biçimde uygulanamaz.

Akılda Kalsın

Mevzuata aykırı emir yazıyla yenilenirse yerine getirilir ve sorumluluk emri verene geçer; konusu suç olan emir hiçbir surette yerine getirilmez. Mal bildirimi sonu sıfır ve beş ile biten yılların şubat ayı sonuna kadar yenilenir.

Kavram

Kişilik Ne Zaman Başlar

İdareden ve memurdan kişilerin kendi aralarındaki ilişkilere geçiyoruz. Hukukun öznesi kişidir ve kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar. Tam doğum çocuğun anne bedeninden tamamen ayrılmasını, sağ doğum ayrıldığı anda hayatta olmasını ifade eder; bir şart eksikse kişilik hiç doğmamış sayılır. Kişilik ölümle sona erer.

Cenin de hak ehliyetine sahiptir, ancak bu ehliyet sağ doğmak koşuluna bağlıdır. Cenin miras hakkı kazanabilir; ölü doğarsa hak hiç doğmamış sayılır. Bu, bir istisna değil şarta bağlı bir hak ehliyetidir.

Hak ehliyetiHerkeste vardır; yeni doğan bebek de bilinci kapalı hasta da bu ehliyete sahiptir. Bu bakımdan bütün insanlar eşittir.
Fiil ehliyetiAyırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama şartlarına bağlıdır ve herkeste bulunmaz.
Akılda Kalsın

Kişilik sağ ve tam doğumla başlar, ölümle sona erer. Cenin hak ehliyetini sağ doğmak koşuluyla kazanır. Hak ehliyeti herkeste vardır; fiil ehliyeti ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama şartlarına bağlıdır.

Ayrım

Ölüm Karinesi ile Gaiplik

Ölümün ispat edilemediği durumlar için kanun iki ayrı çözüm getirmiştir ve aralarındaki fark mahkeme kararı gerekip gerekmediğindedir.

Ölüm karinesiKişi ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren koşullar içinde kaybolmuşsa cesedi bulunamasa bile ölmüş sayılır. Mahkeme kararı gerekmez, süre şartı aranmaz; ilgili makamın kaydı yeterlidir.
GaiplikÖlüm kesin değil, kuvvetle muhtemeldir. Hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme karar verir.
Akılda Kalsın

Gaiplikte iki süre vardır: ölüm tehlikesi içinde kaybolmada tehlikenin üzerinden en az bir yıl, kendisinden uzun zamandır haber alınamamada son haber tarihinden itibaren en az beş yıl geçmiş olmalıdır.

Üçüncü bir kurum da birlikte ölüm karinesidir: birden çok kişiden hangisinin önce öldüğü ispat edilemiyorsa hepsi aynı anda ölmüş sayılır. Bu karine miras paylaşımında sonucu doğrudan değiştirir.

Akılda Kalsın

Ölüm karinesinde ölüm kesin gibidir, mahkeme kararı ve süre aranmaz. Gaiplikte mahkeme kararı gerekir; süre ölüm tehlikesinde bir yıl, haber alınamamada beş yıldır. Ölüm sırası belirsizse birlikte ölüm karinesi uygulanır.

Ayrım

Erginliğin Üç Yolu

Erginlik üç yoldan kazanılır ve bu üçünü ayıran ölçüt mahkeme kararına ihtiyaç duyulup duyulmadığıdır.

Kendiliğinden erginlikOn sekiz yaşın doldurulması ve evlenme. Her ikisinde de sonuç doğrudan kanundan doğar; ayrıca bir mahkeme kararı gerekmez.
Mahkemeyle erginlikOn beş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir.

Evlenmenin kişiyi ergin kılması kalıcı bir sonuçtur; evliliğin sonradan sona ermesiyle ortadan kalkmaz. Ergin kılınmada ise üç unsur birlikte aranır: yaş, küçüğün isteği ve velinin rızası. Sonucu doğuran işlem mahkeme kararıdır.

Ayırt Et

Üç yolun da erginlik doğurduğu doğrudur; ayırt edici ölçüt sorunun kökünde gizlenir. Kökte mahkeme kararına ihtiyaç duymaksızın ifadesi geçiyorsa cevap yalnızca ilk iki yoldur. Ayrıca erginlik tek başına fiil ehliyetini sağlamaz; ayırt etme gücü ve kısıtlı olmama da gerekir.

Akılda Kalsın

On sekiz yaşın doldurulması ve evlenme erginliği kendiliğinden doğurur; on beş yaşını dolduran küçük ise isteği ve velisinin rızasıyla mahkeme kararıyla ergin kılınır. Evlenmeyle kazanılan erginlik boşanmayla kaybedilmez.

Kavram

Fiil Ehliyetine Göre Dört Grup

Fiil ehliyeti, kişinin kendi fiilleriyle hak kazanabilme ve borç altına girebilme yeteneğidir. Üç şarta bağlıdır: ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama. Bu şartlara göre dört grup oluşur.

  1. Tam ehliyetliler: ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayanlar. Bütün işlemleri tek başına yapar.
  2. Tam ehliyetsizler: ayırt etme gücü bulunmayanlar, yaşları ne olursa olsun. İşlemleri kural olarak kesin hükümsüzdür ve haksız fiillerinden kural olarak sorumlu tutulmazlar; hakkaniyet gerektiriyorsa hâkim tazminata hükmedebilir.
  3. Sınırlı ehliyetsizler: ayırt etme gücü olan küçükler ve kısıtlılar. Borç altına giren işlemleri için yasal temsilcinin rızası gerekir; karşılıksız kazandıran işlemleri ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları tek başına kullanabilir, haksız fiillerinden sorumludur.
  4. Sınırlı ehliyetliler: kendisine yasal danışman atananlar ve belirli işlemler bakımından evli kişiler. Kural olarak tam ehliyetlidirler.
Ayırt Et

Adları benzeştiği için en çok karıştırılan ikili sınırlı ehliyetsiz ile sınırlı ehliyetlidir. Sınırlı ehliyetsizde kural ehliyetsizliktir, istisnaen bazı işlemler tek başına yapılabilir. Sınırlı ehliyetlide kural ehliyettir, istisnaen bazı işlemler için ek onay aranır.

Akılda Kalsın

Dört grup tam ehliyetli, tam ehliyetsiz, sınırlı ehliyetsiz ve sınırlı ehliyetlidir. Sınırlı ehliyetsizde kural ehliyetsizliktir ve borçlandırıcı işlem için rıza gerekir; sınırlı ehliyetlide kural ehliyettir ve yalnızca sayılan işlemler için onay aranır.

Ayrım

Velayet, Vesayet ve Kayyımlık

Ehliyeti sınırlı olan kişinin işlerini kim görecek? Cevap üç ayrı kurumdan gelir ve kapsamları birbirinden farklıdır.

VelayetAna ve babanın, ergin olmayan çocuğunun şahsı ve malları üzerindeki yetkisidir. Kaynağı ana babalık ilişkisidir; mahkeme kararına gerek olmadan doğar.
VesayetVelayet altında bulunmayan küçükler ile kısıtlanan erginler için mahkeme kararıyla kurulur; görevi üstlenen kişiye vasi denir.

Evlilik devam ettiği sürece velayet ana ve baba tarafından birlikte kullanılır; boşanma hâlinde velayet çocuğun bırakıldığı tarafa aittir. Yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz.

Ayırt Et

Kayyımlık, kişinin genel olarak temsili için değil, belirli bir işin görülmesi veya belirli bir malvarlığının yönetilmesi içindir; bu nedenle kapsamı dardır. Vasi kişinin genel temsilcisidir, kayyım yalnızca belirli bir iş için atanır. Yasal danışmanlık ise ayrı bir kurumdur: kişi kural olarak ehliyetlidir, yalnızca sayılan işlemlerde danışmanın görüşü aranır.

Akılda Kalsın

Velayet ana babaya aittir ve mahkeme kararı olmadan doğar; vesayet mahkeme kararıyla kurulur ve vasi genel temsilcidir; kayyım yalnızca belirli bir iş veya malvarlığı için atanır.

Ayrım

Hısımlık ve Derecesi

Kan hısımlığının ölçütü soybağıdır, yakınlık duygusu değil. Biri diğerinden veya ortak kökten gelen kişiler kan hısmıdır. Biri diğerinden gelenler üstsoy ve altsoy hısmıdır: çocuk, torun, ana, baba, dede. Ortak kökten gelenler yansoy hısmıdır: kardeş, amca, hala, dayı, teyze, kuzen.

Akılda Kalsın

Hısımlığın derecesi, hısımları birbirine bağlayan doğum sayısıyla belirlenir. Buna göre çocuk birinci, torun ve kardeş ikinci, amca ve teyze üçüncü, kuzen dördüncü derece hısımdır.

Ayırt Et

Eşler arasında kan hısımlığı yoktur; çünkü ne biri diğerinden ne de ortak bir kökten gelmektedir. Eş, kayın hısmı da değildir. Kayın hısımlığı, eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları arasında, aynı tür ve derecede kurulur: kayınvalide, kayınbirader, baldız gibi. Kayın hısımlığı, kendisini doğuran evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz.

Akılda Kalsın

Kan hısımlığı biri diğerinden veya ortak kökten gelme ölçütüne dayanır; derece doğum sayısıyla belirlenir. Eş ne kan ne kayın hısmıdır. Kayın hısımlığı evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz.

Kısaca düşün: Kuzen neden kan hısmıdır ama eş neden değildir? Ölçütü tek cümleyle söyleyin.

Kavram

Evlenme ve Ad

Olağan evlenme yaşı on yedidir; erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. On yedi yaşını doldurmuş ancak henüz ergin olmayan küçük, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez. Olağanüstü evlenme yaşı ise on altıdır ve bunun için iki şart birlikte aranır: olağanüstü bir durum ve pek önemli bir sebep. Bu izni yalnızca hâkim verebilir.

Yaş dışında iki şart daha vardır. Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez. Belirli hısımlar arasında evlenme yasaktır: üstsoy ile altsoy arasında, kardeşler arasında, amca, dayı, hala ve teyze ile yeğen arasında. Kayın hısımlığında da üstsoy ile altsoy arasındaki yasak, evliliğin sona ermesiyle kalkmaz.

Ayırt Et

Erginlik yaşı on sekizdir; evlenme yaşı bundan bağımsız olarak on yedi ve on altıdır. Üç sayıyı ayrı tutun.

Adın değiştirilmesi kural olarak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenir ve karar nüfus siciline kaydedilir. Ad değiştirme kişisel durumu etkilemez; kişinin soybağı ve aile ilişkileri aynı kalır. Adı haksız olarak kullanılan kişi ise buna son verilmesini, kusur varsa manevi tazminatı ve elde edilen kazancın verilmesini isteyebilir.

Akılda Kalsın

Olağan evlenme yaşı on yedi, olağanüstü evlenme yaşı on altıdır ve olağanüstü hâlde olağanüstü durum, pek önemli sebep ve hâkim izni aranır. Ad değiştirme haklı sebeple hâkimden istenir ve kişisel durumu değiştirmez.

Ayrım

Dernek ile Vakıf

Tüzel kişi, belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelmiş kişi veya mal topluluğuna hukuk düzeninin kişilik tanımasıdır. Özel hukuk tüzel kişilerinin iki temel örneği dernek ve vakıftır ve ölçüt tek cümleyle kurulur: ortada bir araya gelen kişiler mi var, yoksa bir amaca bağlanmış mallar mı?

DernekKişi topluluğudur. Gerçek veya tüzel en az yedi kişinin, kazanç paylaşma dışında ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmesiyle kurulur.
VakıfMal topluluğudur. Yeterli mal ve hakların belirli ve sürekli bir amaca özgülenmesiyle oluşur; tüzel kişilik mahkeme kararıyla, sicile tescille kazanılır.
Ayırt Et

Tanımdaki kazanç paylaşma dışında ifadesi derneği ticaret şirketlerinden ayırır; şirketlerde amaç kazanç elde edip paylaşmaktır. Dernek kurmak izne bağlı değildir; kuruluş bildiriminin yetkili makama verilmesiyle tüzel kişilik kazanılır.

Tüzel kişiler, cins, yaş ve hısımlık gibi yalnızca insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün hak ve borçlara ehildir. Fiil ehliyetlerini ise organları aracılığıyla kullanırlar.

Akılda Kalsın

Dernek en az yedi kişinin oluşturduğu kişi topluluğudur ve kazanç paylaşma amacı güdemez; vakıf malların bir amaca özgülenmesiyle oluşan mal topluluğudur ve mahkeme kararıyla tüzel kişilik kazanır.

Ayrım

Dürüstlük Kuralı ile İyi Niyet

Medeni Kanunun ilk maddelerindeki bu iki kavram birbirine en çok karıştırılan ikilidir. Ayrımı işlevleri üzerinden kurun.

Dürüstlük kuralıObjektiftir. Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Ölçü, dürüst ve makul bir kişinin aynı durumda nasıl davranacağıdır.
İyi niyetSübjektiftir. Kişinin, kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bir hakkın kazanılmasına engel olan durumu bilmemesidir.
Akılda Kalsın

Tek cümlede tutun: iyi niyet hakkın kazanılmasında, dürüstlük kuralı hakkın kullanılmasında devreye girer. Soru kazandı mı diye soruyorsa iyi niyeti, böyle kullanabilir mi diye soruyorsa dürüstlük kuralını düşünün.

Örnekte Gör

Kendisine hiçbir yarar sağlamadığı hâlde yalnızca komşusuna zarar vermek için arazisine yüksek duvar ören kişi, mevcut mülkiyet hakkını kullanmaktadır. Ortada kazanılan bir hak yoktur; bu nedenle mesele hakkın kötüye kullanılmasıdır ve dürüst davranma kuralına dayanır.

Akılda Kalsın

İyi niyet sübjektiftir ve hakkın kazanılmasında rol oynar; dürüstlük kuralı objektiftir ve hakkın kullanılma biçimini denetler. Hakkın kötüye kullanılması yasağı dürüst davranma kuralının uzantısıdır.

Kavram

Borç Nereden Doğar

Kişiler arasındaki ilişkinin son halkası borçtur. Borcun üç kaynağı vardır ve bu üçlü doğrudan ölçülür: sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme.

Sözleşmede borç, tarafların istediği için doğar; ortada karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları vardır. Haksız fiilde borç istenmemiştir: kusurlu ve hukuka aykırı bir davranışla başkasına zarar verilmiş, kanun bu davranışa tazminat borcu bağlamıştır. Haksız fiilin unsurları fiil, hukuka aykırılık, kusur, zarar ve zarar ile fiil arasındaki uygun illiyet bağıdır.

Ayırt Et

Sebepsiz zenginleşme en çok atlanan kaynaktır ve haksız fiille aynı kefeye konamaz. Burada hukuka aykırı bir davranış aranmaz; geçerli bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşmiş olmak borç doğurmaya yeter. Yanlışlıkla başkasının hesabına para göndermek tipik örnektir.

Zamanaşımı bu listeye girmez. Zamanaşımı borç doğurmaz; mevcut bir alacağın dava yoluyla elde edilmesini engelleyen bir savunma imkânıdır. Hak sona ermediği için, zamanaşımına uğramış bir borç isteyerek ödenirse geri istenemez.

Akılda Kalsın

Borcun kaynakları sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmedir. Sebepsiz zenginleşmede hukuka aykırı davranış aranmaz. Zamanaşımı borç doğurmaz; borcu dava edilemez hâle getiren bir savunmadır.

Uygulama

Tazminat Neyi Giderir

Haksız fiilin beş ögesinden dördü sorumluluğun doğması için aranan şartlardır ve gerçekleşmiş vakıalardır: fiil işlenmiştir, hukuka aykırılık gerçekleşmiştir, kusur mevcuttur ve illiyet bağı kurulmuştur. Bunlar geriye dönüp giderilemez.

Sorumluluğun şartlarıFiil, hukuka aykırılık, kusur ve uygun illiyet bağı. Gerçekleşmiş vakıalardır.
Sorumluluğun sonucuZararın tazminatla denkleştirilmesidir. Giderilebilen tek unsur zarardır.
Ayırt Et

Tazminatın ölçüsü zarardır. Failin kusurunun ağırlığı miktarı etkileyebilir, ancak tazminatın konusu kusur değil zarardır. Kusur sorumluluğun şartı, tazminat ise sonucudur; bu ayrım kurulmadığında kusur cevabı çok cazip görünür.

Zarar maddi olabileceği gibi manevi de olabilir. Aynı fiil hem suç hem haksız fiil oluşturuyorsa ceza davası ile tazminat davası birbirinden bağımsız yürür; ceza mağdurun zararını karşılamaz, bu ancak tazminatla olur.

Akılda Kalsın

Haksız fiilin unsurlarından yalnızca zarar giderilebilir; tazminat zararı denkleştirmek için hükmedilir. Kusur sorumluluğun şartıdır, tazminatın konusu değildir. Ceza ile tazminat birbirinden bağımsızdır.

Ayrım

Kuruluş Sakatlığı ile İfa İhlali

Bir sözleşmeyle ilgili sorun iki farklı aşamada doğabilir ve sonuçları tamamen ayrıdır: sözleşme kurulurken mi sakatlanmıştır, yoksa geçerli kurulmuş ama ifa edilmemiş midir?

Kuruluş sakatlığıEmredici hükme, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırılık ile konunun başlangıçtan itibaren objektif ve sürekli imkânsızlığı. Sonuç kesin hükümsüzlüktür.
İfa aşamasındaki ihlalBedelin ödenmemesi gibi durumlar. Sözleşme geçerlidir; sonuç geçersizlik değil, borca aykırılıktan doğan sorumluluktur.

Kesin hükümsüzlükte işlem baştan itibaren geçersizdir, herkes tarafından ileri sürülebilir, hâkim kendiliğinden dikkate alır ve zamanla geçerli hâle gelmez. İptal edilebilirlikte ise işlem geçerli doğmuştur; yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle yalnızca korunan taraf işlemi ortadan kaldırabilir ve süresinde ileri sürülmezse işlem geçerli kalır.

Ayırt Et

Aynı kelime iki farklı kurumu adlandırır. Kişiler arasındaki işlemin iptal edilebilirliği bir hükümsüzlük derecesidir; idari işlemin iptali ise idari yargıda gerçekleşen bir yaptırımdır. Kontrol sorusu basittir: işlemi kim yaptı?

Akılda Kalsın

Kesin hükümsüzlük kuruluş anındaki sakatlıktan doğar ve herkes ileri sürebilir; bedelin ödenmemesi ise ifa aşamasına ait bir ihlaldir. İptal edilebilirlikte işlem geçerli doğmuştur ve yalnızca korunan taraf ortadan kaldırabilir.

Ayrım

Hangi Hak Devredilebilir

Haklar iki ayrı ölçütle sınıflandırılır ve bu iki ölçüt birbirinden bağımsızdır. Birincisi hakkın kime karşı ileri sürülebildiği, ikincisi devredilip devredilemediğidir.

Mutlak haklarHerkese karşı ileri sürülebilir. Eşya üzerindeki ayni haklar, fikri haklar ve şahsiyet hakları bu gruptadır.
Nispi haklarYalnızca belirli bir kişiye karşı ileri sürülebilir. Alacak hakları tipik örnektir.

İkinci ölçüt hakkın kişilikle bağının derecesidir. Malvarlığı hakları para ile ölçülebilir, kural olarak devredilebilir ve mirasla geçer: mülkiyet, rehin, alacak hakları. Şahıs varlığı hakları para ile ölçülemez, kişiye sıkı sıkıya bağlıdır ve devredilemez: nafaka hakkı, velayet, ad üzerindeki hak, oy hakkı.

Ayırt Et

Mutlak hak olmak devredilebilir olmak demek değildir. Mülkiyet hem mutlaktır hem devredilebilir; buna karşılık şahsiyet hakları mutlaktır ama devredilemez. İki ayrımı üst üste bindirmeyin.

Akılda Kalsın

Mutlak haklar herkese, nispi haklar yalnızca belirli kişiye karşı ileri sürülür. Malvarlığı hakları devredilebilir ve mirasla geçer; nafaka ve velayet gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar devredilemez. İki ayrım birbirinden bağımsızdır.

Son

Zinciri Bir Arada Tut

Baştan buraya kadar tek bir zincir kurdunuz. Hukuk kuralını yaptırımı ayırdı; kurallar arasındaki sırayı hiyerarşi belirledi; bu kuralları koyan devleti anayasa kurdu; anayasa önce kişiye hak tanıdı, sonra kural koyan, uygulayan ve uyuşmazlığı çözen organları ayırdı; idare bu kararları uyguladı; memur idareyi işletti; kişiler ise kendi aralarında hak ve borç ilişkileri kurdu.

Bu dersteki hataların çoğu bilgi eksikliğinden değil, birbirine benzeyen iki şeyin ayrılmamasından doğar. En sık karışan çiftler şunlardır: Kamu Denetçiliği Kurumu ile Devlet Denetleme Kurulu, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ile Yüksek Seçim Kurulu, Yargıtay ile Danıştay, sorumsuzluk ile dokunulmazlık, sınırlandırma ile durdurma, hiyerarşi ile vesayet, iptal davası ile tam yargı davası, iyi niyet ile dürüstlük kuralı, sınırlı ehliyetsiz ile sınırlı ehliyetli, görevden uzaklaştırma ile memurluktan çıkarma.

Akılda Kalsın

Bir soru önünüze geldiğinde adı hatırlamaya çalışmadan önce ölçütü sorun: bu iki şeyi ayıran tek cümle neydi? Ölçüt bulunduğunda ad kendiliğinden gelir.

Akılda Kalsın

Zincir şudur: yaptırım, hiyerarşi, anayasa, haklar, yasama, yürütme, yargı, idare, memur, kişi ve borç. Hataların çoğu benzer çiftlerin ayrılmamasından doğar; adı hatırlamadan önce ayıran ölçütü sorun.

Bu içerik LAM AKADEMİ’ye ait lisanslı dijital eğitim materyalidir. İçeriğin tamamı veya bir bölümü, LAM AKADEMİ’nin yazılı izni olmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, paylaşılamaz, satılamaz, ekran görüntüsüyle dağıtılamaz veya herhangi bir dijital ya da fiziksel ortamda yayımlanamaz.

Belge Lisans Kodu: —

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, eser sahibinin izni olmaksızın içeriklerin çoğaltılması, dağıtılması, yayımlanması veya umuma iletilmesi hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilir. İhlal halinde erişimin sonlandırılması, üyeliğin iptali, tazminat talebi, içerik kaldırma başvurusu ve ilgili mercilere suç duyurusunda bulunulması dahil olmak üzere yasal yollara başvurulabilir.

Bu lisans kodu, materyalin kurumsal kayıt düzeni içinde ayırt edilmesi ve yetkisiz kullanımların tespiti amacıyla referans niteliğindedir.