Yolda Oku
Coğrafya
Başlangıç
Coğrafya Tek Bir Zincirdir
Türkiye coğrafyası kopuk bilgiler yığını değildir. Konumdan ekonomiye uzanan tek bir neden–sonuç zinciri vardır; bu okuma o zinciri kurar.
Zincir şöyle işler: konum güneş ışınlarının açısını ve komşulukları verir. Yerin içindeki kuvvetler dağları, ovaları ve fayları üretir. Dağların uzanış yönü yağışı ve ulaşımı belirler. İklim toprağı ve bitki örtüsünü kurar. Toprak ile su hangi ürünün nerede yetişeceğini söyler. Ürün ve iş insanları toplar; yoğunlaşan nüfus da sanayiyi, ulaşımı ve ticareti çeker.
Bir halkayı bilirseniz komşu halkayı üretebilirsiniz. Sorular çoğu zaman zincirin bir ucunu verip öteki ucunu ister.
Bu yüzden ezber yerine bağlantı kurun. Bir bilginin doğru olması yetmez; o bilginin sorulan sonucun gerçek nedeni olup olmadığını denetleyin. En çok kaybettiren hata, doğru bilgiyi yanlış nedene bağlamaktır.
Coğrafya tek bir neden–sonuç zinciridir: konum, yer şekilleri, iklim, su ve toprak, bitki örtüsü, nüfus, ekonomi. Bir halkayı bilen komşu halkayı türetir. Seçeneklerde bilginin değil, gerekçenin doğruluğunu denetleyin.
Kavram
Dört Sayı, Dört Sonuç
Zincirin ilk halkası konumdur. Türkiye 36°–42° kuzey enlemleri ile 26°–45° doğu boylamları arasındadır. Bu dört sayı ezberlenecek bir bilgi değil, sonuç üreten bir hesap aracıdır.
- Kuzey–güney uzanım: 6 derece fark, her derece yaklaşık 111 kilometre; toplam yaklaşık 666 kilometre.
- Doğu–batı yerel saat farkı: 19 derece fark, her derece 4 dakika; toplam 76 dakika.
- Dönencelere göre yer: güney sınır Yengeç Dönencesi'nin kuzeyindedir; ışınlar hiçbir tarihte dik gelmez.
- Kuşak: dönence ile kutup dairesi arasında kalındığı için orta kuşak, yani dört mevsimin belirgin yaşandığı kuşak.
Enlem doğal özellikleri, boylam yalnızca yerel saati belirler. Türkiye'de doğuya gidildikçe sıcaklığın düşmesinin nedeni boylam değil, yükseltinin artmasıdır.
Türkiye 36°–42° kuzey, 26°–45° doğu arasındadır. Buradan dört sonuç türetilir: yaklaşık 666 km kuzey–güney uzanım, 76 dakika yerel saat farkı, ışınların hiç dik gelmemesi ve orta kuşakta bulunma. Boylamın tek doğal sonucu yerel saattir.
Ayrım
Değişmeyen Konum, Değişen Konum
Mutlak konum bir yerin ne olduğunu, göreceli konum ne işe yaradığını anlatır. Koordinatlar değişmez; ama bir boru hattı ya da yeni bir ulaşım koridoru göreceli konumun değerini değiştirebilir.
Bir yargı derece, paralel, meridyen, güneş açısı, gündüz süresi veya yerel saat üzerinden açıklanıyorsa mutlak konumdur. Deniz, boğaz, dağ, yükselti, komşu ülke, yol, maden veya deprem üzerinden açıklanıyorsa görecelidir.
İkinci denetim şudur: yargı aynı enlemdeki başka ülkelerde de bekleniyorsa mutlak, yalnızca Türkiye'ye özgüyse görecelidir. Ürün çeşitliliğinin fazlalığı bu yüzden göreceli konuma bağlanır; onu üreten şey kısa mesafede değişen yükselti ve denizelliktir.
Mutlak konum sayı ve açıyla, göreceli konum yer ve ilişkiyle açıklanır. Dört mevsim mutlak; boğazlara sahip olmak ve aynı anda farklı mevsim koşullarının yaşanması görecelidir. Jeopolitik önem değişebilir, çünkü göreceli konuma dayanır.
Kısaca düşün: Türkiye'de tarım ürünü çeşitliliğinin fazla olması hangi konum türüne daha yakındır?
Mekân
Sekiz Komşu, İki Boğaz
Göreceli konumun en somut hâli sınırlardır. Sekiz kara komşu vardır; her birini ilinden, doğal unsurundan ve kapısından tanıyın.
- Bulgaristan — Edirne ve Kırklareli; Kapıkule Avrupa yönündeki ana kara ve demir yolu geçişidir.
- Yunanistan — Edirne; sınırın önemli bölümü Meriç Nehri boyunca uzanır, İpsala ana kapıdır.
- Gürcistan — Artvin ve Ardahan; Sarp kıyıda, Türkgözü ve Aktaş iç kesimdedir.
- Ermenistan — Kars ve Iğdır; Arpaçay ile Aras sınırı çizer.
- Azerbaycan'ın Nahçıvan kesimi — Iğdır; yaklaşık 18 kilometreyle en kısa kara sınırıdır, kapısı Dilucu'dur.
- İran — Iğdır, Ağrı, Van, Hakkâri; Gürbulak Orta Asya yönündeki ana ticaret kapısıdır.
- Irak — Hakkâri ve Şırnak; Habur ana ticari geçiştir.
- Suriye — Şırnak, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Hatay; yaklaşık 911 kilometreyle en uzun kara sınırıdır.
Iğdır üç devletle birden sınırdaştır: Ermenistan, İran ve Nahçıvan. Edirne iki devletle sınırdaştır. Kırklareli yalnızca Bulgaristan'a komşudur.
İstanbul ile Çanakkale boğazları Karadeniz'i açık denizlere bağlayan tek deniz yoludur. Denizden karşı karşıya olmak kara komşuluğu sayılmaz.
Sekiz kara komşusu vardır. En uzun sınır Suriye, en kısa sınır Nahçıvan yönündedir; en eski ve istikrarlı sınır İran sınırıdır. Iğdır üç ülkeye, Edirne iki ülkeye komşudur. Kapı üçlüsünü birlikte tutun: Kapıkule–Edirne–Bulgaristan, Gürbulak–Ağrı–İran, Habur–Şırnak–Irak, Sarp–Artvin–Gürcistan.
Mekân
Ülkenin Uç Noktaları ve Kıyı Adları
Kıyı soruları bir burnu, körfezi ya da akarsu ağzını tanımayı ister; kıyıyı yön sırasıyla öğrenmek bunları çözer.
- Ege kıyısında kuzeyden güneye körfezler: Saros, Edremit, Çandarlı, İzmir, Kuşadası, Güllük, Gökova.
- Akdeniz kıyısında batıdan doğuya: Fethiye Körfezi, Antalya Körfezi, Anamur Burnu, Mersin Körfezi, Karataş Burnu, İskenderun Körfezi.
- Karadeniz kıyısında batıdan doğuya: Bafra Burnu (Kızılırmak ağzı), Sinop çıkıntısı, Çarşamba Burnu (Yeşilırmak ağzı).
Karadeniz'de deltaların yönü doğrudan sorulur: Kızılırmak'ın oluşturduğu Bafra batıda, Yeşilırmak'ın oluşturduğu Çarşamba doğudadır; ikisinin arasında Sinop çıkıntısı bulunur.
Uç noktalar: kuzeyde İnceburun (Sinop), güneyde Hatay–Yayladağı, doğuda Iğdır–Dilucu, batıda Gökçeada–Avlaka Burnu. Ege'de kuzeyden güneye Edremit, Çandarlı, İzmir, Kuşadası, Güllük, Gökova körfezleri sıralanır. Bafra batıda, Çarşamba doğudadır.
Süreç
Zamanı Bilmek Kaynağı Bilmektir
Zincirin ikinci halkası yerin içidir. Jeolojik zamanları tarih listesi gibi ezberlemek işe yaramaz; her biri farklı bir yer altı kaynağı bırakmıştır.
- Prekambriyen — ilk yer kabuğu, ilk atmosfer, ilk sular. Soruda “ilk” veya “ilkel” sözcüğü geçiyorsa bu zamandır.
- Paleozoyik — geniş bataklık ormanları ve uzun süreli kömürleşme; ürünü taş kömürüdür.
- Mesozoyik — Anadolu Tetis Okyanusu'nun altındaydı; denizel tortullar, ofiyolitler ve krom bu dönemin izidir.
- Senozoyik'in Paleojen ve Neojen bölümleri — Alp-Himalaya dağ oluşumu, çöküntü havzaları; ürünü linyit, bor ve tuzdur.
- Kuvaterner — buzullaşmalar, boğazların oluşumu, Anadolu'nun yükselmesi, akarsu sekileri.
Üçlüyü sabitleyin: Paleozoyik taş kömürü, Mesozoyik krom, Neojen linyit ile bor ve tuz. Bu tek eşleştirme maden ve enerji sorularının en hızlı çözüm anahtarıdır.
Kuvaterner, Senozoyik'ten ayrı ve ondan sonra gelen bir zaman değildir; Senozoyik'in en genç dönemidir. Senozoyik Paleojen, Neojen ve Kuvaterner'i birlikte kapsar.
Her jeolojik zaman kendi kaynağını bırakır: Paleozoyik taş kömürü, Mesozoyik krom, Neojen linyit–bor–tuz, Kuvaterner ise buzul izleri, boğazlar ve sekiler. Kuvaterner Senozoyik'in içindedir, ondan sonra gelen ayrı bir zaman değildir.
Bağlantı
Yüksek Dağda Deniz Fosili
Mesozoyik'te Anadolu'nun büyük bölümü Tetis Okyanusu'na bağlı denizel havzalarla kaplıydı. Bugün Toroslar'ın yüksek kesimlerinde deniz canlısı fosili bulunmasının açıklaması buradadır.
Fosil, kayacın oluştuğu ortamı gösterir; dağın bugünkü yüksekliğini değil. Tortul Mesozoyik'te deniz tabanında birikti, tabaka Senozoyik'teki orojenez sırasında yükseldi. İki olay farklı zamanlardadır.
Tetis kapanırken okyanus tabanına ait kabuk parçaları kıta kenarlarına taşındı; bunlara ofiyolit denir. Krom yatakları bu ofiyolitik kuşaklarla birlikte bulunur. Zincir hazırdır: Mesozoyik, Tetis, deniz altı volkanizması, ofiyolit, krom.
Türkiye'nin eski temel kütleleri, yani masifler, kuzeybatı, batı ve orta kesimlerde toplanır: Yıldız (Istranca) Trakya'nın kuzeyinde, Biga–Kazdağı Çanakkale–Balıkesir'de, Menderes Batı Anadolu'da, Kırşehir İç Anadolu'da, Daday–Devrekâni Kastamonu çevresindedir.
Yüksek dağdaki deniz fosili “orada deniz vardı” demek değildir; tortul deniz tabanında birikti, dağ sonradan yükseldi. Krom zinciri: Mesozoyik, Tetis, ofiyolit, krom. Masifler kuzeybatı, batı ve orta kesimdedir; masif olmak deprem güvenliği anlamına gelmez.
Belirleyici
Dersin En Çok İş Gören Bilgisi
Alp-Himalaya orojenezi Kuzey Anadolu Dağları ile Toroslar'ı üretti. Bu dağların yüksekliğinden çok uzanış yönü belirleyicidir; tek yapısal özellik yedi alanı birden tayin eder.
Türkiye'nin en uzun kıyı uzunluğu Ege'dedir; nedeni horst ve grabenlerin kıyıya dik uzanarak kıyı çizgisini parçalamasıdır. Karadeniz'de doğal liman azdır; Sinop tombolonun yarattığı korunaklı yapı sayesinde bu genellemenin istisnasıdır.
Dağların uzanış yönü tek başına yedi sonuç üretir: deniz etkisi, yağış, iklim geçişi, ulaşım maliyeti, kıyı çizgisi, kıta sahanlığı, tarım ve yerleşme. Kuzey ve güneyde dağlar kıyıya paralel, batıda diktir. Ege'nin kıyısı en uzun, Karadeniz'in doğal limanı en azdır.
Kısaca düşün: Karadeniz kıyısında yerleşmelerin dar bir şeride sıkışması ile iklim sınırının keskinliği hangi ortak nedene bağlanır?
Mekân
Batı Anadolu Neden Çizgilidir
Batı Anadolu bir genişleme alanıdır. Kabuk kuzey–güney gerilir ve normal faylarla parçalanır; göreli yüksekte kalan bloğa horst, çökene graben denir.
- Kaz Dağı — güneyinde Bakırçay Grabeni
- Madra Dağı — güneyinde Gediz Grabeni
- Yunt Dağı — güneyinde Küçük Menderes Grabeni
- Bozdağlar — güneyinde Büyük Menderes Grabeni
- Aydın Dağları ve Menteşe Dağları en güneydeki kütlelerdir.
Bu düzen bölgenin bütününü açıklar: graben tabanındaki kalın alüvyon verimli ova üretir, tarım ve yerleşme doğu–batı şeritler hâlinde dizilir, normal faylar deprem üretir, fay boyunca jeotermal kaynaklar çıkar.
Verimli ova ile güvenli yerleşme alanı aynı şey değildir. Ovayı verimli kılan kalın ve gevşek alüvyon, deprem sırasında sismik dalgaları büyütür ve suya doygunsa sıvılaşma tehlikesi yaratır. Aynı yapı hem bereketi hem riski üretir.
Batı Anadolu'da horst ve grabenler doğu–batı yönünde, yani kıyıya dik uzanır. Kuzeyden güneye Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes grabenleri sıralanır. Alüvyal taban verimi, normal faylar ve gevşek zemin ise deprem riskini üretir.
Ayrım
Volkanların Dört Kümesi
Volkanlar tek bir çizgi üzerinde değildir. Adları tek tek ezberlemek yerine dört bölgesel kümeye yerleştirin.
Şekli lavın akışkanlığı belirler. Krater bacanın üstündeki küçük çukur, kaldera magma odasının boşalıp üstteki kütlenin çökmesiyle oluşan çok geniş çukurdur; Nemrut kalderası Bitlis–Tatvan'dadır. Maar ise yükselen magmanın yer altı suyunu ani buharlaştırmasıyla açılan patlama çukurudur; örneği Konya–Karapınar'daki Meke'dir.
Üç ad tuzağı doğrudan sorulur. Volkanik kaldera Bitlis'teki Nemrut'tur, Adıyaman'daki Nemrut değildir. Kalkan volkan sorusunda Diyarbakır–Şanlıurfa arasındaki Karacadağ kastedilir. Uludağ bir volkan konisi değildir; çekirdeğinde derinde soğumuş granitik bir batolit vardır, zirvesindeki çanaklar da krater değil buzul sirkleridir.
Dört küme: Doğu Anadolu'da Ağrı–Tendürek–Süphan–Nemrut, İç Anadolu'da Erciyes–Hasan Dağı ve Kapadokya tüfleri, Güneydoğu'da kalkan volkan Karacadağ, Batı'da Kula cüruf konileri. Kaldera Bitlis Nemrut'ta, maar Konya Karapınar'daki Meke'dedir. Uludağ batolittir.
Ayrım
Depremde Ne Tektir, Ne Değişir
Anadolu Levhası, Kuzey ve Doğu Anadolu fayları boyunca batıya kayar; deprem coğrafyası bu tek cümleden türer.
Büyüklük kaynağa aittir ve bir deprem için tektir; sismograf kayıtlarıyla hesaplanır. Şiddet yere aittir ve yerden yere değişir; gözlem ve hasarla belirlenir. Bu yüzden “5,7 şiddetinde deprem” ifadesi teknik olarak yanlıştır.
İkinci ayrım tehlike ile risktir. Tehlike doğaya aittir, faya yakınlıkla artar ve azaltılamaz. Risk tehlikenin nüfus, yapı stoku ve hazırlıkla birleşmesidir; azaltılabilir. Faya yakın ama nüfusu az ve sağlam kaya üzerindeki yerleşmede tehlike yüksek, risk düşüktür.
Elazığ Doğu Anadolu Fayı üzerindedir; Erzincan ise Kuzey Anadolu Fayı'nın en kritik noktalarındandır. Bölge çağrışımını fay hattı bilgisinin yerine koymayın.
Kuzey Anadolu Fayı sağ yanal, Doğu Anadolu Fayı sol yanal doğrultu atımlıdır ve ikisi Karlıova'da yaklaşır. Büyüklük kaynağa aittir, tektir; şiddet yere aittir, değişir. Tehlike doğaya ait ve azaltılamaz, risk insana bağlı ve azaltılabilir.
Ayrım
Platoyu Yüzeyi Belirler
Plato, çevresine göre yüksekte kalan ve akarsu vadileriyle yarılmış yüzeydir; türünü yüzeyin malzemesi belirler.
- Lav platosu — geniş lav örtüsünün yükselip yarılması: Erzurum–Kars–Ardahan.
- Tüf platosu — patlamalı püskürmenin bıraktığı kül ve ignimbiritin aşınması: Kapadokya, Nevşehir çevresi.
- Karstik plato — kalkerli yüksek yüzeyin çözünmesi: Teke ve Taşeli.
- Aşınım yüzeyi platosu — yontukdüzün yükselip parçalanması: Çatalca–Kocaeli, Safranbolu, Perşembe.
- Yatay tabaka platosu — az eğimli tortul tabakaların yarılması: Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Bozok, Uzunyayla, Gaziantep, Şanlıurfa.
Obruk Platosu adında “obruk” geçtiği ve üzerinde çok sayıda obruk bulunduğu hâlde karstik plato değildir; yüzeyin ana malzemesi yatay tortul tabakalardır. Bir yerde karst şekli görülmesi, o platonun bütünüyle karstik olduğu anlamına gelmez.
Erzurum–Kars–Ardahan tek bir mekândır ama dört ayrı kavramla ölçülür: lav platosu olması, vejetasyon döneminin en kısa olması, çernezyom toprağı ve büyükbaş hayvancılık.
Plato türünü yüzeyin malzemesi belirler: lav (Erzurum–Kars–Ardahan), tüf (Kapadokya), karstik (Teke ve Taşeli), aşınım yüzeyi (Çatalca–Kocaeli), yatay tabaka (Cihanbeyli, Obruk, Uzunyayla, Gaziantep). Obruk Platosu adına rağmen yatay tabaka platosudur.
Ayrım
Ovanın Adı Çanaktan Gelir
Ovaların çoğu alüvyonla kaplıdır; bu ayırt edici değildir. Doğru soru şudur: çanak nasıl oluştu?
- Delta ovası — akarsuyun denizi doldurup yeni kara oluşturması: Çukurova, Bafra, Çarşamba, Silifke, Balat, Menemen.
- Tektonik ova — faylarla çöken çanağın dolması: Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Erzincan, Muş, Erbaa, Niksar, Bursa.
- Karstik ova, yani polye — çözünebilen kayaç içinde geniş kapalı çanak gelişmesi: Elmalı, Korkuteli, Tefenni, Kestel.
- Eski göl tabanı ovası — kuruyan gölün tabanının ortaya çıkması: Konya Ovası'nın bazı kesimleri, Suluova.
- Dağ eteği ovası — birikinti koni ve yelpazelerinin birleşmesi.
Aynı akarsuyun adı iki farklı oluşumda kullanılabilir. Büyük Menderes'in iç kesimdeki uzun düzlüğü graben ovasıdır; aynı akarsuyun deniz ağzındaki Balat çevresi ise delta ovasıdır. Soru hangi kesimi kastediyorsa ona göre karar verin.
Ovanın adı yüzeydeki alüvyondan değil, altındaki çanağın kökeninden gelir: delta, tektonik, karstik polye, eski göl tabanı, dağ eteği. Elmalı bir polyedir; Çukurova, Bafra ve Çarşamba deltadır; Erzincan ve Muş tektoniktir.
Süreç
Beş Kuvvet, Aynı Üç İş
İç kuvvetler araziyi yükseltir; dış kuvvetler düzleştirmeye çalışır. Beş dış kuvvetin hepsi aynı üç işi yapar: aşındırır, taşır, biriktirir. Ayrıldıkları nokta ortam ve malzemedir.
Türkiye'de en yaygın ve en etkili dış kuvvet akarsulardır; ülkenin büyük bölümünde yağış, rüzgârın baskın olmasını engeller. Rüzgâr yalnızca Konya–Karapınar gibi kurak ve bitki örtüsünden yoksun yerel alanlarda belirgin biçimlendiricidir.
Bir yer şeklinin malzemesini üreten kuvvet ile biçimini veren kuvvet aynı olmak zorunda değildir. Peribacasında malzeme volkaniktir, biçimi ise sağanaklarla gelişen selinti sularının seçici aşındırması vermiştir.
Beş dış kuvvet aynı üç işi yapar. Malzeme eşleştirmesi: akarsu alüvyon, buzul moren, rüzgâr kumul ve lös. Moren boylanmamış, alüvyon boylanmıştır. Türkiye'de baskın kuvvet akarsudur. Peribacasında malzeme volkanik, biçim dış kuvvet ürünüdür.
Süreç
Suyun Yonttuğu Türkiye
Anadolu Kuvaterner boyunca yükseldi; akarsular yükselen araziyi yeniden yararak derin vadiler açtı. Akarsuların bütün özellikleri bu tek gerçekten çıkar.
Vadi türünü eğim ve kayaç yapısı belirler. Kanyonda belirleyici olan dik duvarlar ve kalın yatay tabakalardır; Köprülü, Saklıkent, Ulubey ve Valla kanyonları örnektir. Boğazda ise belirleyici olan akarsuyun bir dağ sırasını enine yarıp karşıya geçmesidir; Kızılırmak ile Yeşilırmak'ın Kuzey Anadolu Dağları'nı yarması ve Geyve Boğazı buna örnektir.
- Birikinti konisi — dağdan çıkan akarsuyun eğim azalınca iri malzemeyi dar alanda bırakması.
- Birikinti yelpazesi — koninin büyüyüp yana genişlemesi.
- Dağ eteği ovası — komşu koni ve yelpazelerin birleşmesi.
- Taban seviyesi ovası — aşağı çığırda geniş vadi tabanına alüvyon yayılması.
- Delta ovası — denize ulaşan akarsuyun yeni kara oluşturması.
Menderes eğimin azaldığını, seki ise eğimin yeniden arttığını gösterir; ikisi zıt süreçlerin kanıtıdır. Bir vadide gömük menderes görülüyorsa akarsu önce eğimini yitirmiş, sonra yükselmeyle geri kazanmış demektir.
Vadi türünü eğim ve kayaç belirler; kanyonu dik duvar ve tabakalı yapı, boğazı dağ sırasını yarma ayırır. Birikim şekilleri dağdan denize doğru sıralanır ve akarsuyun çığırını gösterir. Menderes düşük eğimin, seki artan eğimin kanıtıdır.
Bağlantı
Yağış Var, Yüzeyde Su Yok
Karstlaşmada egemen süreç kimyasaldır: karbondioksit çözünmüş su, çatlaklı kalkeri eriterek boşluklar açar.
Karst alanları üç kümededir: Batı ve Orta Toroslar, yani Teke, Taşeli ve Göller Yöresi; Konya'nın güneyi ile Obruk Platosu; Sivas çevresindeki jips karstı.
Taşeli Platosu en öğretici örnektir: yeterli yağış aldığı hâlde yüzey suyu bakımından zayıftır, çünkü kalkerli zemin suyu hızla yer altına geçirir. Su yok değildir, yüzeyde değildir. Tarım da bu yüzden Elmalı ve Korkuteli gibi polye tabanlarında toplanır.
Karstlaşma kimyasal çözünmedir. Aşınım şekilleri lapya, dolin, uvala, polye, düden, obruk ve mağara; birikim şekilleri sarkıt, dikit, sütun ve travertendir. Karst alanları Toroslar, Konya–Obruk ve Sivas jips karstıdır. Karstik arazide yağış olsa da yüzey suyu azdır.
Ayrım
Buzul Yüksekte, Rüzgâr Kurakta
Buzul ve rüzgâr yerel kuvvetlerdir; nerede çalıştıkları net olduğu için doğrudan sorulur.
Türkiye orta kuşakta olduğundan buzullaşma enlemden çok yükseltiye bağlıdır. Buzul şekli ararken dağın oluşum türüne değil yükseltisine bakın: kalıcı kar sınırını aşan her kütlede sirk, tekne vadi ve moren bulunabilir. Ağrı, Cilo–Sat, Kaçkar, Uludağ, Erciyes ve Aladağlar örnektir.
Türkiye'de fiyort tipi kıyı yoktur; çünkü fiyort için buzul vadisinin deniz seviyesine kadar inip sonra sular altında kalması gerekir. Türkiye'de dağ buzulları hiçbir zaman deniz seviyesine ulaşmamıştır. Doğu Karadeniz'in yüksek dağlarında buzul şekli bulunması kıyıda fiyort olacağı anlamına gelmez.
Rüzgâr aşındırma şekilleri mantar kaya, şahit kaya, tafoni ve yardangdır; biriktirme şekilleri kumul, yani hilal biçimlisiyle barkan, ve lös örtüsüdür. Barkan rüzgârın biriktirdiği kum tepesi, hörgüç kaya ise buzulun aşındırdığı kaya tümseğidir. Konya–Karapınar rüzgâr erozyonunun en belirgin görüldüğü alandır.
Buzul şekli için ölçüt dağın yükseltisidir, oluşum türü değil: Ağrı, Cilo–Sat, Kaçkar, Uludağ, Erciyes, Bolkar, Aladağlar. Fiyort yoktur çünkü buzullar denize inmemiştir. Rüzgâr yalnızca Karapınar gibi kurak yerel alanlarda belirgindir; barkan rüzgârın, hörgüç kaya buzulun ürünüdür.
Uygulama
Sıcaklık Farkını Kim Açıklar
İklim soruları aynı yapıdadır: iki merkez verilir, farkın nedeni sorulur. Cevaba etkenleri sırayla eleyerek ulaşılır.
- Önce enlem: iki merkez farklı enlemlerde mi? Aynı enlemdeyseler Ekvator'a uzaklıkları da aynıdır ve fark enlemle açıklanamaz.
- Sonra yükselti: her 100 metrede sıcaklık yaklaşık 0,5 derece düşer.
- Sonra denizellik: deniz yavaş ısınıp yavaş soğur; kıyıda yıllık sıcaklık farkı küçük, iç kesimde büyüktür.
- En sonda bakı: aynı dağın iki yamacı karşılaştırılıyorsa devreye girer.
Aynı olan bir etken, farklı olan bir sonucu açıklayamaz. Şanlıurfa ile Mersin yaklaşık aynı enlemdedir; yaz sıcaklığı farkını üreten enlem değil, karasallık, nem azlığı ve Basra Alçak Basıncı'dır.
Mevsim belirtilmeden “en sıcak yer” denemez. Kışın en ılık kesim Akdeniz kıyılarıdır ve nedeni denizelliktir; yazın en sıcak kesim Güneydoğu Anadolu'dur ve nedeni karasallık ile alçak basınçtır. Yıllık sıcaklık farkı ise Doğu Anadolu'da en büyük, Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında en küçüktür.
Sıcaklık farkında etkenleri sırayla eleyin: enlem, yükselti, denizellik, bakı. Aynı olan etken farklı sonucu açıklayamaz. Kışın en ılık yer Akdeniz kıyısı, yazın en sıcak yer Güneydoğu Anadolu'dur. Yıllık fark kıyıda küçük, Doğu Anadolu'da en büyüktür.
Süreç
Havayı Hareket Ettiren Fark
Rüzgâr basınç farkının ürünüdür; hava yüksek basınçtan alçak basınca gider. Yüksek basınçta hava alçalır, gökyüzü açık olur; alçak basınçta hava yükselir, yağış artar.
Kuzey bileşenli rüzgârlar soğuk, güney bileşenli rüzgârlar sıcaktır. Poyraz kuzeydoğudan eser ve soğuktur; lodos güneybatıdan eser, sıcak ve nemlidir, kışın sıcaklığı yükselterek kar erimesine yol açabilir.
Föhn, dağı aşan havanın karşı yamaçta alçalırken sıkışıp ısınmasıdır; nemini yükselirken bıraktığı için bağıl nemi düşer. Dağın gerisinde kalan bu kuru alana dağ gölgesi denir. Meltem günlük, muson mevsimlik bir döngüdür; Türkiye'de muson görülmez, Ege kıyısında yaz öğleden sonraları esen deniz meltemine imbat denir.
Kışın Sibirya Yüksek ve İzlanda Alçak, yazın Azor Yüksek ve Basra Alçak Basıncı etkilidir. Yüksek basınç açık ve kuru, alçak basınç yağışlı hava demektir. Kuzey rüzgârları soğuk, güney rüzgârları sıcaktır. Föhn dağ gölgesini üretir; meltem günlük, muson mevsimliktir.
Süreç
Yağışı Havanın Yükselişi Belirler
Yağış için tek koşul gerekir: havanın soğuyup doyma noktasına ulaşması. Havayı hangi mekanizma yükseltiyorsa yağışın adı odur.
En yağışlı kesim Doğu Karadeniz kıyı kuşağıdır; yer yer 2.000 milimetreyi aşar. En kurak kesimler Tuz Gölü çevresi, Konya Ovası ve Iğdır Ovası gibi kapalı havzalardır.
Havayı yükselten mekanizma yağışın adını verir: aşırı ısınma konveksiyonel, yamaç orografik, hava kütlelerinin karşılaşması cephe yağışını üretir. Mutlak nem sabitken sıcaklık artarsa bağıl nem düşer. En yağışlı yer Doğu Karadeniz, en kurak yerler kapalı havzalardır.
Ayrım
İklim Tipini Rejim Ayırır
İklim tipini belirleyen şey yağış miktarı değil, yağışın mevsimlere dağılışıdır. Rize ile Antalya'nın yıllık toplamları birbirine yakın olabilir; Rize'de yağış her aya dağılırken Antalya'da yaz ayları neredeyse kurudur.
- Karadeniz iklimi — her mevsim yağışlı, sonbahar öne çıkar; yıllık sıcaklık farkı küçük, doğal örtü gür ormandır.
- Akdeniz iklimi — en yağışlı mevsim kış, yaz belirgin kurak; kış kıyıda ılık, doğal örtü kızılçam ve makidir.
- Ilıman karasal iklim — en yağışlı mevsim ilkbahar; kış soğuk ve donlu, doğal örtü bozkırdır.
- Sert karasal iklim — en yağışlı dönem ilkbahar sonu ile yaz başı; kış uzun ve çok soğuk, doğal örtü çayır ve yer yer sarıçamdır.
Grafikte üç şeyi sırayla denetleyin: en yağışlı mevsim, yaz kuraklığı, en soğuk ayın sıfır derecenin altında olup olmadığı. Akdeniz ile ilıman karasalda yaz kurak geçer; ayıran şey kış sıcaklığıdır.
Mikroklima, çevresinden farklı iklim özelliği gösteren küçük alandır; orada beklenmeyen ürünler yetişir. Iğdır ile Kağızman'da pamuk, Artvin'de Çoruh Vadisi tabanında zeytin ve incir, Anamur ile Alanya arasındaki korunaklı kıyıda muz böyledir. Ölçüt, ürünün çevresinden farklı olmasıdır.
İklim tipini yağışın mevsimlere dağılışı belirler: Karadeniz her mevsim, Akdeniz kış, ilıman karasal ilkbahar, sert karasal ilkbahar sonu ile yaz başı. Grafikte önce en yağışlı mevsime, sonra yaz kuraklığına, en son en soğuk aya bakın. Mikroklimada ölçüt çevresinden farklı olmaktır.
Ayrım
Bitki Örtüsünü Nem ve Sıcaklık Kurar
Her iklim kendi bitki topluluğunu üretir. Türkiye'nin çeşitliliği üç flora bölgesinin kesişmesinden, kısa mesafede değişen yükseltiden ve geçmiş buzul dönemlerinde sığınak alanı olmasından doğar.
Maki Ege ve Akdeniz kıyılarında yayılır ve çoğu her mevsim yeşildir: yabani zeytin, defne, mersin, sandal, keçiboynuzu, kocayemiş, kermes meşesi. Garig makinin yangın ve otlatmayla bozulmuş, kısa ve dikenli hâlidir: kekik, adaçayı, lavanta. Psödomaki Karadeniz ile Marmara'da gelişir ve çoğu yaprağını döker: fındık, kızılcık, böğürtlen.
Ağaç–yöre eşleştirmesi doğrudan ölçülür: kızılçam Akdeniz ve Ege'nin alçaklarında, sedir Toroslar'ın yükseklerinde, ladin Doğu Karadeniz'in yüksek kesimlerinde, sarıçam kuzeydoğuda ve özellikle Sarıkamış çevresinde bulunur. Sığla ise yalnızca Muğla–Köyceğiz çevresinde dar bir alanda yayılan bir kalıntı türdür.
Maki Akdeniz'de ve her mevsim yeşil, garig makinin bozulmuş hâli, psödomaki Karadeniz'de ve yaprak dökendir. Bozkır kuraklıktan doğar ve küçükbaşı, dağ çayırı yükseltiden doğar ve büyükbaşı destekler. Kızılçam Akdeniz alçaklarında, sedir Toroslar'da, ladin Doğu Karadeniz'de, sarıçam Sarıkamış çevresindedir.
Kısaca düşün: Karadeniz Dağları'nın kuzey yamacı bakı bakımından dulda olduğu hâlde ormanı neden daha gürdür?
Kavram
Toprağı Ne Belirledi
Toprakta tek karar sorusu vardır: bu toprağı hangi etken biçimlendirdi? İklimse zonal, ana materyal ya da drenajsa intrazonal, taşınmaysa azonaldir.
Zonal topraklar iklim haritasını izler. Kahverengi orman toprağı Karadeniz dağlarının nemli yamaçlarında, terra rossa Akdeniz ile Ege'nin kalkerli kesimlerinde, kahverengi bozkır toprağı İç ve Güneydoğu Anadolu'da, podzol Doğu Karadeniz'in yüksek kesimlerinde görülür.
Çernezyom Türkiye'nin en verimli zonal toprağıdır ve oluşumu iki koşulun birlikte bulunmasını ister: gür çayır örtüsünün bol organik madde üretmesi ve serin ile yarı kurak iklimin yıkanmayı sınırlaması. Bu ikisi yalnızca Erzurum–Kars–Ardahan platolarında bir aradadır. Karadeniz'de organik madde boldur ama yıkanma güçlüdür; İç Anadolu'da yıkanma zayıftır ama bozkır yeterli organik madde üretmez.
Kavramı doğru bırakıp mekânı değiştirmek en sık kurulan tuzaktır. İğne yapraklı orman altında podzol oluşması doğrudur; ama bunu Toroslar'ın denize bakan yamaçlarına yerleştiren bir ifade yanlıştır. Eşleştirmenin hem kavram hem yer tarafını ayrı ayrı denetleyin.
Toprağı iklim belirlediyse zonal, ana materyal veya drenaj belirlediyse intrazonal, taşınma belirlediyse azonaldir. Çernezyom için gür çayır ve sınırlı yıkanma birlikte gerekir; bu ikisi Erzurum–Kars–Ardahan'dadır. Terra rossa Akdeniz'in kalkerli alanlarında, podzol Doğu Karadeniz'in yükseklerindedir.
Kavram
İklimin Belirlemediği Topraklar
Bazı topraklarda iklim değil yerel bir koşul belirleyicidir: intrazonalde ana kaya veya drenaj, azonalde taşıyan dış kuvvet.
Alüvyal toprağın verimli olması onu zonal yapmaz. Verimlilik bir sınıflandırma ölçütü değildir; alüvyal toprak taşınmıştır ve horizonları gelişmemiştir, bu yüzden azonaldir.
İntrazonal toprakları ana kaya veya drenaj belirler: vertisol ağır killi eski göl tabanlarında, rendzina yumuşak kalker üzerinde, halomorfik topraklar Tuz Gölü çevresinde. Azonal toprakların adı taşıyan kuvvetten gelir; alüvyal toprak verimli olsa da taşınmış olduğu için azonaldir.
Bağlantı
Rejimi Havzanın İklimi Yazar
Bir akarsuyun akım düzeni, havzasının yağış rejimini ve kar erimesi dönemini yansıtır. Bu tek cümlelik kural bütün rejim sorularını çözer.
Debi ile rejim bağımsız özelliklerdir. Debi bir miktardır, saniyede kaç metreküp su geçtiğini söyler. Rejim ise bu miktarın yıl içindeki değişme düzenidir. Debisi büyük bir akarsuyun rejimi düzensiz, debisi küçük birinin rejimi düzenli olabilir.
Rejimi düzenleyen iki doğal etken vardır: karstik kaynaklarla beslenmek ve geniş bir havzada karma beslenmek. Manavgat, Orta Toroslar'ın karstik arazisinden çıkan güçlü kaynaklarla beslendiği için diğer Akdeniz akarsularından daha düzenli akar.
Açık havza suyunu denize ulaştırabilir, kapalı havza ulaştıramaz. Kura ile Aras, Hazar bir okyanusa bağlanmadığı için kapalı havzadır. Van Gölü, Tuz Gölü ile Konya çevresi ve Göller Yöresi diğer kapalı havzalardır.
Kapalı havza ile gideğensiz gölü karıştırmayın. Gideğen, bir gölün fazla suyunu dışarı boşalttığı çıkıştır ve çözünmüş tuzu uzaklaştırır. Beyşehir kapalı havzada bulunmasına rağmen çıkışı olduğu için tatlıdır; Çıldır da Arpaçay–Aras yönünde çıkışlıdır ve tatlıdır. Van ile Tuz gölleri gideğensiz olduğu için tuzlanmıştır.
Akarsu rejimi havzanın yağış rejimi ile kar erimesi dönemini yansıtır. Debi miktar, rejim düzendir. Rejimi karstik beslenme ve geniş karma havza düzenler. Kura ve Aras kapalı havzadadır. Suyun tatlı kalmasını havzanın açıklığı değil, gölün gideğeni sağlar.
Mekân
Akarsuları Üç Bilgiyle Öğrenin
Her akarsuyu üç bilgiyle tutun: döküldüğü deniz, oluşturduğu ova ve üzerindeki baraj. Ad ezberi tek başına yetmez.
- Kızılırmak — Sivas çevresinden doğar, İç Anadolu'yu dolaşır, Bafra Deltası'ndan Karadeniz'e ulaşır; Hirfanlı ve Altınkaya barajları üzerindedir. Türkiye sınırları içindeki en uzun akarsudur.
- Yeşilırmak — Tokat, Amasya ve Samsun doğrultusunda akar, Çarşamba Deltası'ndan denize ulaşır; Kelkit önemli koludur.
- Sakarya — Porsuk ve Ankara Çayı'nı alır; Sarıyar ile Gökçekaya barajları üzerindedir.
- Çoruh — yüksek akış hızı ve rafting ile bilinir, Gürcistan'dan denize ulaşır; Deriner, Yusufeli ve Borçka barajları üzerindedir.
- Fırat ve Dicle — Güneydoğu Anadolu'yu geçip Basra Körfezi'ne ulaşır; Keban, Karakaya, Atatürk, Birecik, Karkamış ve Dicle üzerinde Ilısu barajları bulunur.
- Seyhan ve Ceyhan — Orta Toroslar'dan doğup Çukurova'yı oluşturur; Seyhan, Çatalan ve Aslantaş barajları üzerindedir.
Sınır oluşturan akarsular sınır çizgisini belirler: Meriç Yunanistan yönünde, Arpaçay ile Aras'ın bazı kesimleri Ermenistan yönünde. Sınır aşanlar ülke değiştirir: Fırat, Dicle ve Çoruh Türkiye'den çıkar; Asi Suriye'den girip Hatay'dan denize ulaşır. Fırat ile Dicle sınır oluşturmaz.
Her akarsuyu deniz, ova ve barajıyla birlikte öğrenin. Kızılırmak ülke içindeki en uzun akarsudur ve Bafra'yı, Yeşilırmak Çarşamba'yı, Seyhan ile Ceyhan Çukurova'yı oluşturur. Sınır oluşturanlar Meriç, Arpaçay ve Aras'tır; Fırat ile Dicle sınır aşandır. Asi Türkiye'ye girer, çıkmaz.
Ayrım
Gölde Sorulacak Tek Soru
Göl sorusunun çözümü tek sorudadır: bu gölün çanağını hangi süreç oluşturdu? Çanağı bulan türü bulur.
- Tektonik göller — faylarla çöken çanaklar: Sapanca, İznik, Uluabat, Manyas, Eber, Hazar, Burdur, Tuz Gölü, Seyfe.
- Volkanik göller — Bitlis'teki Nemrut kalderası ve Konya–Karapınar'daki Meke maarı.
- Karstik göller — Salda, Avlan ve Kestel; Sivas jips karstında Hafik ve Tödürge; Karapınar obruklarında Kızören.
- Buzul gölleri — Uludağ, Kaçkar ve Cilo–Sat'taki sirk çanaklarında; küçük ve yüksektedir.
- Set gölünün adı seti kuran malzemeden, karma kökenli gölün adı ise birden çok süreçten gelir.
Set gölünde ayırt edici soru şudur: seti kim kurdu? Heyelan kurduysa Tortum, Abant ve Sera; akarsu alüvyonu kurduysa Bafa, Köyceğiz ve Mogan; lav kurduysa Çıldır ve Erçek; dalga ile kıyı akıntısı kurduysa Büyükçekmece, Durusu ve Akyatan. Bafa denize yakın olduğu için lagün sanılır; seti Büyük Menderes'in alüvyonları kurmuştur.
Van Gölü tektonik çöküntü ile Nemrut'tan çıkan lavların drenajı kapatmasının ortak ürünüdür; Türkiye'nin en büyük gölüdür, kapalı, sodalı ve tuzludur. Beyşehir tektonik ve karstik kökenlidir ve en büyük tatlı su gölüdür.
Gölün türünü çanağını oluşturan süreç belirler: tektonik, volkanik, karstik, buzul, set ve karma. Set gölünde “seti kim kurdu” diye sorun; Bafa lagün değil, alüvyal set gölüdür. Van tektonik ile lav setinin ortak ürünüdür, Beyşehir en büyük tatlı su gölüdür.
Bağlantı
Tuzluluk Güneyden Kuzeye Azalır
Dört denizi tek ölçüt sıralar: tatlı su girdisi ile buharlaşma dengesi. Bu denge tuzluluğu, tuzluluk da su hareketlerini ve canlı yaşamını belirler.
Azdan çoğa sıralama Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz'dir. Güneye gidildikçe buharlaşma artar, tatlı su girdisinin payı azalır. Karadeniz'e Tuna, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya ve Çoruh gibi çok sayıda büyük akarsu ulaşır ve kuzeyde olduğu için buharlaşma azdır.
Karadeniz'de yaklaşık 150 ile 200 metreden sonra oksijensiz ve hidrojen sülfürlü su bulunur. Nedeni ışığın ulaşmaması değildir; ışık hiçbir denizin derinine ulaşmaz. Karadeniz'i farklı kılan, yüzeydeki az tuzlu hafif su ile derindeki tuzlu ağır su arasındaki yoğunluk tabakalaşmasının dikey karışımı engellemesidir.
Boğazlardaki çift yönlü akıntıyı ezberlemeyin, tek mantıkla kurun: hafif su üstten, ağır su alttan gider. Karadeniz suyu az tuzlu ve hafif olduğu için üstten Ege yönüne, Akdeniz kökenli su tuzlu ve ağır olduğu için alttan Karadeniz yönüne ilerler.
Karadeniz en fazla balık avlanan denizdir; nedeni geniş sığ alanlar, akarsuların taşıdığı besin tuzları ve sürü balıklarıdır. Akdeniz'de tür çeşitliliği yüksektir ama besin tuzu azlığı av verimini sınırlar.
Tuzluluk azdan çoğa Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz'dir; belirleyen şey tatlı su girdisi ile buharlaşma dengesidir. Karadeniz'de derin suların oksijensizliğinin nedeni ışık değil, yoğunluk tabakalaşmasıdır. Boğazlarda hafif su üstten güneye, ağır su alttan kuzeye gider.
Ayrım
Kıyı Tipini İki Soru Belirler
Kıyı tipini bulmak için önce dağ–kıyı ilişkisine, sonra sular altında kalan yapıya bakılır.
Görülmeyen beş kıyı tipinin nedenleri farklıdır ve bu fark sorulur: fiyort ile skyer buzullaşma yetersizliğinden, haliç ile watt gelgit zayıflığından, mercanlı kıyı deniz sıcaklığından. İstanbul'daki Haliç bir yer adıdır, kıyı tipi değildir.
Kıta sahanlığı, kıtanın deniz altında yaklaşık 200 metre derinliğe kadar uzanan sığ bölümüdür. Kıyının gerisinde yüksek dağ varsa deniz hızla derinleşir ve sahanlık daralır; bu yüzden Ege'de geniş, dağlık kıyılarda dardır.
Kıyı tipini dağ–kıyı ilişkisi ile sular altında kalan yapı belirler: ria akarsu vadisi, dalmaçya kıyıya paralel sıralar, kalanklı karstik vadi, limanlı ise kıyı setidir. Fiyort ve skyer buzul, haliç ve watt gelgit, mercanlı kıyı sıcaklık yetersizliğinden yoktur. Kıta sahanlığı Ege'de geniş, dağlık kıyılarda dardır.
Bağlantı
Aynı Coğrafya Hem Bereket Hem Risk
Türkiye'yi verimli kılan özelliklerin çoğu aynı zamanda afet üretir: genç tektonik yapı depremi, dik eğimler heyelan ve çığı, yağış rejiminin düzensizliği sel ile kuraklığı, bitki örtüsünün tahribi erozyonu getirir.
Heyelan için üç koşul birlikte gerekir: dik eğim, suya doyan zemin ve suyu tutan killi–geçirimsiz taban. Doğu ve Batı Karadeniz'de üçü bir aradadır; yol yarmalarının eğim tabanını kesmesi dengeyi daha da bozar. Aynı yağış, eğimin az olduğu Ergene Havzası'nda heyelan üretmez; kalkerli arazi ise suyu yer altına geçirdiği için heyelanı kolaylaştırmaz.
Sel ile taşkın aynı şey değildir. Sel, yağış sularının yamaçtan hızla akarak katı madde taşımasıdır ve yatak dışında da olabilir. Taşkın, akarsuyun yatağından taşarak çevresini su altında bırakmasıdır. Kuraklık geçici bir iklim olayıdır; çölleşme ise toprağın üretkenliğini kalıcı olarak yitirmesidir.
Sulak alanlar bu döngünün düzenleyicisidir: taşkını dizginler, suyu arıtır ve yer altı suyunu besler. Kurutulmaları aşağı havzada taşkın ve yerel ekonomide gelir kaybı üretir. Göl seviyelerini kuraklık kadar aşırı su çekimi de düşürür.
Aynı jeolojik ve iklim koşulları hem bereketi hem riski üretir. Heyelan için dik eğim, suya doyan zemin ve killi geçirimsiz taban birlikte gerekir. Sel yamaçtan hızlı akış, taşkın yataktan taşmadır; kuraklık geçici, çölleşme kalıcıdır. Göl seviyesini kuraklık kadar aşırı su çekimi düşürür.
Ayrım
Sayı mı, Hız mı
Bu halkada insan sahneye giriyor. Nüfusun sayısı kadar yapısı da ölçülür; en sık hata miktar ile hızı karıştırmaktır.
Nüfus miktarı toplam insan sayısıdır; artış hızı ise nüfusun bir dönemde hangi oranda değiştiğini gösterir. Hızın düşmesi nüfusun azaldığı anlamına gelmez; hız pozitif kaldıkça nüfus büyür. Azalma için hızın negatife düşmesi gerekir.
- Cumhuriyet döneminin ilk düzenli nüfus sayımı 28 Ekim 1927'de yapılmış ve nüfus yaklaşık 13,6 milyon bulunmuştur.
- Bu sayımda kadın nüfusun fazla çıkmasının nedeni, savaşlara katılan erkeklerin büyük bölümünün geri dönememesidir.
- Periyodik sayımlar 1935'te başlamış ve 1990'a kadar beş yılda bir yapılmıştır.
- 2007'den itibaren sayım yerine Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi kullanılmaktadır.
Artış hızının en düşük olduğu dönem 1940–1945 aralığıdır. Nedeni seferberlik ilan edilerek çalışma çağındaki erkeklerin uzun süre askere alınması ve savaş yıllarının ekonomik koşullarıdır. Kırdan kente göç bu dönemin açıklayıcısı değildir; iç göç toplam nüfusu zaten değiştirmez.
Nüfus miktarı toplam sayıdır, artış hızı değişim oranıdır; hız düşse de nüfus artmaya devam eder. İlk düzenli sayım 1927'de yapılmış, 2007'den beri adrese dayalı kayıt sistemi kullanılmaktadır. Artış hızının en düşük olduğu dönem 1940–1945'tir ve nedeni seferberliktir.
Süreç
Politika Yön Değiştirir
Nüfus politikası dönemin nüfus yapısına verilen yanıttır; bu yüzden zamanla yön değiştirir ve bu bir çelişki değildir.
- 1923–1960 arası nüfusu artırıcı yönde: savaşların yol açtığı nüfus kaybını gidermek ve iş gücünü artırmak amaçlanmıştır.
- 1960–1980 arası artışı dengeleyici yönde: hızlı nüfus artışının kalkınma üzerindeki baskısı öne çıkmış, aile planlaması uygulamaları yaygınlaşmıştır.
- 1980'lerden 2000'lerin ortasına kadar niteliği yükseltici yönde: eğitim, sağlık ve istihdam niteliğini artırma yaklaşımı güç kazanmıştır.
- 2000'lerin ortasından sonra doğumları destekleyici yönde: doğurganlığın gerilemesi ve nüfusun yaşlanması belirleyici olmuştur.
1965'te yürürlüğe giren Nüfus Planlaması Kanunu, doğumları artırıcı görüşlerin terk edildiği ve bireylerin istedikleri sayıda çocuk sahibi olmaları yaklaşımına geçildiği dönemi başlatmıştır. Bu tarih doğrudan sorulur.
Politikayı değerlendirirken yalnızca toplam nüfusa bakmak eksiktir; yaş yapısı, bağımlılık oranı ve iş gücü gereksinimi birlikte incelenir. Nüfusu artan bir ülke yaşlanıyorsa doğumları destekleyici politikalar gündeme gelebilir.
Nüfus politikası dönemin nüfus yapısına verilen yanıttır ve yön değiştirir: 1923–1960 artırıcı, 1960–1980 dengeleyici, 1980'lerden sonra nitelik yükseltici, 2000'lerin ortasından sonra doğumları destekleyici. 1965'teki Nüfus Planlaması Kanunu dönüm noktasıdır.
Belirleyici
Kalabalığı Kıyı Değil İşlev Üretir
Nüfus dengeli dağılmamıştır. Doğal koşullar ile ekonomik faaliyetler birlikte etkilidir; hiçbiri tek başına belirleyici değildir.
“Kıyılar yoğundur” genellemesi eksiktir. Sinop ve Bartın kıyıda oldukları hâlde seyrek nüfusludur. Yoğunluğu üreten şey kıyıda olmak değil, liman, sanayi, ticaret, turizm, düz arazi ve ulaşım bağlantısının bir arada bulunmasıdır.
Yoğunlaşmayı destekleyen doğal koşullar eğimin azlığı, ılıman iklim, su ve verimli topraktır. Beşerî koşullar sanayi, hizmetler, ulaşım düğümleri, limanlar, turizm ile idari ve eğitim işlevleridir. Ankara'yı büyüten şey doğal koşullar değil, idari ve eğitim işlevleridir.
Kıyıda olmak tek başına yoğun nüfus üretmez; Sinop ve Bartın karşı örnektir. Yoğunluğu liman, sanayi, ticaret, turizm, düz arazi ve ulaşımın birlikte bulunması üretir. Yoğun alanlar Marmara ekseni, İzmir, Ankara, Çukurova ve Gaziantep çevresidir.
Uygulama
Oranı Pay ve Payda Belirler
Yoğunluk sorularında bir oran verilir ve nedeni istenir; çözüm payı ile paydayı ayrı ayrı düşünmektir.
- Aritmetik yoğunluk toplam nüfusun yüz ölçümüne bölünmesidir; illeri genel olarak karşılaştırmak için kullanışlıdır ama dağ, orman ve göl gibi yerleşilmeyen alanları da hesaba kattığı için dağılışı ayrıntılı açıklamaz.
- Tarımsal yoğunluk, tarımla uğraşan nüfusun tarım alanına bölünmesidir; tarım alanı üzerindeki nüfus baskısını gösterir.
- Fizyolojik yoğunluk, toplam nüfusun tarım alanına bölünmesidir; kentleşmiş bölgelerde çok yükselebilir.
Payı büyüten veya paydayı küçülten her etken oranı yükseltir. Tarımsal yoğunluğu yükselten şey tarım alanının darlığı veya tarımsal nüfusun fazlalığıdır. Sanayileşme ise tarımla uğraşan nüfusu azalttığı için tarımsal yoğunluğu düşürür.
Nüfus miktarı ile yoğunluk aynı şey değildir. Yüz ölçümü küçük bir il, daha az nüfusa rağmen daha yüksek yoğunluğa ulaşabilir. Bu yüzden “en kalabalık il” ile “yoğunluğu en fazla il” aynı olmak zorunda değildir.
Aritmetik yoğunluk nüfusu yüz ölçümüne, tarımsal yoğunluk tarımsal nüfusu tarım alanına, fizyolojik yoğunluk toplam nüfusu tarım alanına böler. Payı büyüten veya paydayı küçülten etken oranı yükseltir; sanayileşme tarımsal yoğunluğu düşürür. Miktar ile yoğunluk aynı değildir.
Ayrım
Piramitten Ne Okunur, Ne Okunmaz
Yaş ve cinsiyet yapısı, eğitim, istihdam ve sağlık gereksinimlerini doğrudan belirler.
- Sıfır ile on dört yaş arası çocuk nüfustur ve eğitim hizmetlerine olan talebi artırır.
- On beş ile altmış dört yaş arası çalışma çağındaki nüfustur; bu gruptaki herkesin çalışmadığını unutmayın.
- Altmış beş yaş ve üzeri yaşlı nüfustur ve sağlık ile sosyal güvenlik gereksinimini artırır.
- Çocuk ve yaşlı nüfusun çalışma çağındaki nüfusa oranına bağımlılık oranı denir.
Piramitten yaş yapısı, cinsiyet dağılımı, geçmiş doğum eğilimleri ve yaşlanma okunur. Kırsal ve kentsel nüfus oranı ise piramitten okunamaz; piramit yalnızca yaş ve cinsiyet bilgisini taşır. Tabanın daralması doğum oranlarının düştüğünü gösterir, toplam nüfusun azaldığını değil.
İstihdam payı ile üretim miktarı farklı göstergelerdir. Tarımda çalışan nüfusun payının azalması tarımsal üretimin azaldığı anlamına gelmez; makineleşme, sulama ve verimlilik artışı daha az insanla daha çok üretim yapılmasını sağlar.
Bağımlılık oranı, çocuk ve yaşlı nüfusun çalışma çağındaki nüfusa oranıdır. Piramitten yaş, cinsiyet ve yaşlanma okunur; kır–kent oranı okunamaz. Tabanın daralması doğumun düştüğünü gösterir, nüfusun azaldığını değil. İstihdam payı ile üretim miktarı ayrı göstergelerdir.
Süreç
Her Göçte Bir İtme, Bir Çekme
Göç, yaşanan yerin geçici ya da sürekli olarak değiştirilmesidir. Her göç kararında hem uzaklaştıran bir itici hem çeken bir çekici etken bulunur.
Arazi toplulaştırması göç nedeni değildir. Parçalı tarlaları birleştirerek makine kullanımını, sulamayı ve yol ağını iyileştirir; kırsal geliri artırdığı için göçü azaltıcı yönde etki eder. Kırsal geliri iyileştiren her uygulama göçü azaltır, kötüleştiren her koşul göçü artırır.
İç göç ülkenin toplam nüfusunu değiştirmez, yalnızca dağılışını değiştirir. Toplam nüfusu ve nüfusun niteliğini etkileyen yalnızca dış göçtür. Mevsimlik hareketlerde ise sürekli ikametgâh değişmediği için bunlar göç sayılmaz; yaylacılık, tarım işçiliği ve turizm buna örnektir.
Her göçte bir itici bir de çekici etken vardır. Arazi toplulaştırması kırsal geliri artırdığı için göçü azaltır, artırmaz. İç göç toplam nüfusu değiştirmez, dağılışı değiştirir; dış göç ise toplamı ve niteliği etkiler. Yaylacılık gibi mevsimlik hareketler göç sayılmaz.
Ayrım
Neden mi, Sonuç mu
Göç soruları nedenle sonucu ayırmanızı ister. Ölçüt şudur: bu olgu göçten önce mi vardı, sonra mı çıktı?
Nüfus artış hızının yüksek olması iç göçün sonucu değildir; doğum ve ölüm oranlarına bağlı ayrı bir olgudur. Buna karşılık nüfus dağılışının düzensizleşmesi ve çarpık kentleşme doğrudan iç göçün sonucudur.
Dış göçün türleri işçi göçü, eğitim göçü, nitelikli iş gücünün ülke dışına gitmesi, Lozan Antlaşması sonrasındaki mübadele ile sığınmadır. Geri dönüşler sermaye ve deneyim aktarımı sağlayabilir.
Göçün sonuçlarını nedenlerinden zaman sırasıyla ayırın. Nüfus artış hızının yüksekliği göçün sonucu değildir; nüfus dağılışının düzensizleşmesi ve çarpık kentleşme sonuçtur. Göç veren yerde yaş yapısı bozulur ve bağımlılık oranı yükselir.
Belirleyici
Suyun Yaygınlığı Dokuyu Belirler
Kırsal yerleşme dokusunun en güçlü açıklayıcısı suyun dağılış biçimidir.
Su bol ve yaygınsa herkes kendi tarlasının başına yerleşir ve doku dağınıklaşır. Su kıt ve yalnızca birkaç noktada bulunuyorsa herkes o noktaların çevresinde toplanır ve doku toplulaşır. Dağınık yerleşme Doğu ve Batı Karadeniz'in eğimli kesimlerinde, toplu yerleşme İç Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu'nun düz kesimlerinde yaygındır.
Karadeniz'de dağınıklığı üreten dört koşul birlikte sorulur: suyun bol ve yaygın olması, yüksek eğim, arazinin akarsularla parçalanması ve dağlık yapı. Platoların geniş yer kaplaması bu nedenlerden değildir; plato yüzeyleri düz olduğu için tersine toplu yerleşmeyi destekler.
Kırsal konut malzemesi doğal ortamın göstergesidir: nemli ve ormanlık Karadeniz'de ahşap, kurak iç bölgelerde kerpiç, karstik ve volkanik alanlarda taş. Doğu Karadeniz'deki serender, ürünü nemden koruyan yükseltilmiş depodur.
Kentleşme kentsel nüfus oranının artmasıdır ve niceliksel bir ölçüdür. Kentlileşme ise ekonomik ve sosyal davranışların kent yaşamına uyumudur ve niteliksel bir ölçüdür. Bir ülkede kentleşme oranı yüksek olduğu hâlde kentlileşme geride kalabilir; çarpık kentleşme tam olarak bu boşluğun sonucudur.
Su bol ve yaygınsa dağınık, kıt ve noktasalsa toplu yerleşme görülür. Karadeniz'de dağınıklığın nedenleri bol su, yüksek eğim, akarsularla parçalanmış arazi ve dağlık yapıdır; platolar bu nedenlerden değildir. Kentleşme oran, kentlileşme davranış uyumudur.
Kısaca düşün: Bir bölgede bulunan her özellik, o bölgedeki her sonucun nedeni sayılabilir mi?
Kavram
Ürünü Koşuluyla Öğrenin
Tarımda kalıcı bilgi il sıralaması değil, ürünün yetişme isteğidir. Doğal etmenler nerede yetişebileceğini, beşerî etmenler ne kadar alınabileceğini belirler.
Nadasın amacı toprağı dinlendirmek değil, toprakta su biriktirmektir. Bu yüzden sulama olanaklarının artması nadas alanlarını azaltır. Münavebe ise aynı tarlada farklı ürünlerin sıra ile yetiştirilmesidir; besin dengesini korur ve hastalık döngüsünü kırar.
Afyonkarahisar, Denizli, Aydın ve Manisa gibi jeotermal kaynaklı yörelerde sera ısıtmasında jeotermal su kullanılır; bu, iklim yetersizken bile örtü altı üretimini mümkün kılar.
Ürünü il adıyla değil yetişme koşuluyla öğrenin. Nadasın amacı su biriktirmektir; sulama nadası azaltır. Münavebe besin dengesini korur. Seracılık kışı ılık kıyılarda gelişir; jeotermal kaynaklı yörelerde sera ısıtmasında jeotermal su kullanılır.
Mekân
Tahıl Kuşağı ve Sanayi Bitkileri
Tahıl ve sanayi bitkileri, iklim ile sulamanın ürün desenini nasıl kurduğunu en açık gösterir.
- Buğday ilkbaharı yağışlı, yazı sıcak ve kurak karasal alanlara uyumludur; İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Trakya öne çıkar. Yaz yağışının sürdüğü Doğu Karadeniz doğal buğday alanı değildir.
- Arpa soğuğa ve kuraklığa buğdaydan daha dayanıklıdır; yüksek ve kurak iç kesimlerde yetişir.
- Şeker pancarı İç Anadolu, İç Batı Anadolu ve Orta Karadeniz'in iç kesimlerinde yetişir.
- Pamuk yazı sıcak ve kurak, suyu yeterli alan ister; Ege grabenleri, Çukurova, Hatay ve Güneydoğu'daki sulanan alanlar başlıcalarıdır.
- Çeltik büyüme döneminde suyla kaplı tarla ve yüksek sıcaklık ister; Meriç–Ergene çevresi ile akarsu vadileri uygundur.
- Ayçiçeği Trakya ve Marmara'da, tütün Ege ile Samsun–Tokat, Adıyaman ve Bitlis çevresinde, haşhaş ise Afyonkarahisar ve çevresindeki iç geçiş alanlarında yetişir.
Mısır iki farklı mantıkla yayılmıştır: Karadeniz'de doğal yağışla, Çukurova ile Güneydoğu ve Konya çevresinde sulamayla. Sanayi talebi, bir ürünün doğal yetişme alanının dışına yayılmasını sağlayabilir.
Buğday ilkbaharı yağışlı karasal alanlarda, arpa daha yüksek ve kurak kesimlerde, pamuk sulanan sıcak ovalarda, çeltik su altında tutulabilen vadilerde yetişir. Ayçiçeği Trakya'da, haşhaş Afyonkarahisar çevresinde, tütün Ege ile Samsun–Tokat çevresindedir. Mısır doğal yağışla ve sulamayla iki ayrı kuşakta yetişir.
Mekân
Akdeniz ve Ege'nin Ürünleri
Kış ılıklığı isteyen ürünler güney ve batı kıyılarına, kuraklığa dayanıklılar iç kesimlere yayılır.
- Zeytin kış ılıklığı ister; Ege kıyıları ve grabenleri, Güney Marmara ile Akdeniz kıyıları yayılış alanıdır. Aydın yağlık, Gemlik ve Bursa çevresi sofralık üretimle tanınır.
- Üzüm kuraklığa dayanır ve uyum gücü nedeniyle çok geniş bir alanda yetişir; Manisa başta olmak üzere Ege, İç Anadolu ve Güneydoğu.
- Turunçgiller don olayına duyarlıdır; Mersin, Adana, Antalya, Hatay ile Güney Ege kıyıları başlıca alanlardır. Limon üretiminde Mersin belirgindir.
- Muz yüksek sıcaklık ve çok düşük don riski isteyen dar bir kuşakta yetişir: Anamur, Bozyazı, Alanya ve Gazipaşa çevresi.
- Antep fıstığı sıcak ve kurak koşullara dayanır; Gaziantep, Şanlıurfa ve Siirt çevresindedir.
- Kayısı karasal meyveciliğe uyumludur ve Malatya ile çevresinde toplanır; ilkbahar geç donları üretimi dalgalandırır.
Zeytinin Akdeniz kıyı kuşağında Batı Anadolu'ya göre az olmasının nedeni iklimin uygunsuzluğu değildir; iklim uygundur. Gerçek neden ekonomiktir: bu kıyılarda turunçgil, muz ve sera sebzeciliği gibi daha fazla gelir getiren ürünler tercih edilmektedir.
Zeytin kış ılıklığı isteyen Ege ve Güney Marmara kıyılarında, turunçgil don riskinin düşük olduğu Mersin–Adana–Antalya–Hatay kuşağında, muz Anamur ile Gazipaşa arasındaki dar kıyıda, antep fıstığı Gaziantep–Şanlıurfa–Siirt'te, kayısı Malatya'dadır. Zeytinin Akdeniz'de az olmasının nedeni iklim değil, gelirin yüksek olduğu ürünlerin tercih edilmesidir.
Mekân
Nemin Ürünleri ve Dar Kuşaklar
Karadeniz'in yıl boyu nemi kendi ürün desenini yaratır; bazı ürünler yalnızca dar ve özel kuşaklarda yetişir.
Bir ürünü tek bir ille özdeşleştirmek en sık kurulan tuzaktır. Yağ gülü yalnızca Isparta'nın ürünü değildir; Isparta, Burdur, Afyonkarahisar ve Denizli birlikte bir üretim kuşağı oluşturur. Aynı biçimde dokuma yalnızca Gaziantep'e ait değildir.
Üretimin artması her zaman ekim alanının genişlemesi anlamına gelmez; bakım koşullarının iyileşmesi ve ağaç sayısının artması da üretimi yükseltir.
Çay yıl boyu nemli Doğu Karadeniz'de, fındık Ordu–Giresun–Trabzon ile Batı Karadeniz'de yetişir. Yağ gülü Isparta, Burdur, Afyonkarahisar ve Denizli kuşağındadır; tek ile daraltmayın. Üretimin artması ekim alanının genişlemesi anlamına gelmez.
Bağlantı
Hayvan Kendi Otunu İzler
Hayvancılığın dağılışını belirleyen ilk etken bitki örtüsüdür; bitki örtüsü halkasında kurduğunuz eşleştirme burada doğrudan işe yarar.
Bozkır yazın sararır ve besin değeri düşer; bu yüzden daha az su ve yem isteyen küçükbaş hayvancılığa uygundur. Dağ çayırı yaz boyunca yeşil ve gür kalır; bu yüzden daha fazla yem isteyen büyükbaş hayvancılığı destekler. Erzurum–Kars–Ardahan platolarında büyükbaşın öne çıkmasının nedeni budur.
- Koyun kısa boylu bozkır ve geniş düzlüklerde; İç Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yaygındır.
- Kıl keçisi engebeli, taşlık ve makilik yamaçlarda; Toroslar ile Akdeniz'in dağlık kesimlerinde bulunur.
- Tiftik keçisi kurak karasal plato koşullarına uyumludur; Ankara ve İç Anadolu çevresinde tiftik lifi için yetiştirilir.
- Sığır gür çayır ve yem bitkisi olan alanlarda; Erzurum–Kars'ta meraya, Marmara ile Ege'de besiye dayanır.
- Manda nemli ve sulak çevrelerde, delta kenarlarında bulunur.
Mera hayvancılığı doğal otlaklara dayanır; verimi düşüktür ve iç bölgelerde yaygındır. Besi hayvancılığı yem bitkisi ile karma yem kullanır; verimi yüksek, maliyeti fazladır ve Marmara, Ege ile kent çevrelerinde gelişmiştir. Biri doğal ortamın, diğeri pazarın sistemidir.
Her hayvan kendi bitki örtüsünü izler: bozkır küçükbaşı, gür çayır büyükbaşı destekler. Koyun bozkırda, kıl keçisi Toroslar'ın makilik yamaçlarında, tiftik keçisi Ankara çevresinde, manda sulak alanlardadır. Mera hayvancılığı doğal ortama, besi hayvancılığı pazara bağlıdır.
Bağlantı
Çeşitlilikten Beslenen Kollar
Hayvancılığın bazı kolları doğal ortamdan, bazıları pazardan beslenir; bu ayrım dağılışı açıklar.
Arıcılık, iklim ve bitki örtüsü çeşitliliğinden en fazla yararlanan koldur. Farklı iklim bölgelerinin farklı zamanlarda çiçeklenmesi gezginci arıcılığı mümkün kılar ve bal türlerini çeşitlendirir; Ordu, Muğla, Adana ve Erzurum farklı bal türleriyle öne çıkar. İpek böcekçiliği ise çeşitlilikten değil, tek bir bitkinin, dut yaprağının varlığından yararlanır.
Kümes hayvancılığı yem, pazar ve entegre tesise bağlıdır; Bolu, Manisa, Balıkesir ve Sakarya çevresinde yoğunlaşır.
Deniz avcılığında belirleyici olan doğal stok, kıta sahanlığı ve liman koşullarıdır; Karadeniz başta gelir. Yetiştiricilikte korunaklı kıyı ve su kalitesi aranır; Muğla ile İzmir çevresindeki koylar öne çıkar. Tatlı su yetiştiriciliğinde soğuk ve oksijenli su gerekir.
Dalyan balıkçılığı açık ve derin denizlerde yapılmaz. Dalyan, balıkların göç yolları üzerindeki sığ ve korunaklı kıyı alanlarında kurulan tuzaklarla yapılan avcılıktır; lagün, körfez ve akarsu ağızları uygundur.
Arıcılık iklim ve bitki çeşitliliğinden en fazla yararlanan koldur; ipek böcekçiliği tek bir bitkiye bağlıdır. Kümes hayvancılığı yem ve pazara bağlı olarak kent çevrelerinde yoğunlaşır. Deniz avcılığında Karadeniz, yetiştiricilikte Ege koyları öne çıkar. Dalyan sığ ve korunaklı kıyıda kurulur.
Kavram
Miktar mı, Oran mı
Bir yatağın varlığı onu işletilebilir kılmaz. En çok karıştırılan ikili rezerv ile tenördür.
Rezerv, belirli teknik ve ekonomik koşullarda işletilebilecek maden miktarıdır; yatağın ömrünü ve yatırım ölçeğini belirler. Tenör ise cevher içindeki yararlı mineralin oranıdır. Rezervi büyük ama tenörü düşük bir yatak işletilemeyebilirken, rezervi küçük ama tenörü yüksek bir yatak kârlı olabilir.
İşletilebilirliği derinlik, ulaşım, enerji, teknoloji, sermaye, çevresel etki ve pazar da belirler. Jeolojik çeşitlilik maden çeşitliliğini artırmıştır; ama bundan her maden türünde yüksek rezerv bulunduğu sonucu çıkarılamaz. Çeşitlilik ile miktar ayrı ölçütlerdir.
Madencilikte katma değer, cevherin ham satılması yerine zenginleştirilip işlenmiş ürüne dönüştürülmesiyle artar. “Maden bakımından zengindir, öyleyse madencilik geliri yüksektir” çıkarımı bu yüzden eksiktir.
Rezerv miktar, tenör orandır; büyük rezerv düşük tenörle işletilemeyebilir. İşletme kararını derinlik, ulaşım, enerji, sermaye ve pazar da belirler. Maden çeşitliliği yüksek rezerv anlamına gelmez; geliri belirleyen şey cevherin işlenip işlenmediğidir.
Mekân
Maden, Yöre ve Kullanım Üçlüsü
Maden soruları üçlüyü yoklar: madenin adı, yöresi ve kullanım alanı. Üçünü birlikte öğrenmek ad ezberinden çok daha güvenlidir.
- Demir — Sivas–Divriği, Malatya–Hekimhan, Kayseri ve Balıkesir; demir–çelik sanayisinin temel girdisi.
- Bakır — Artvin–Murgul, Kastamonu–Küre, Elazığ–Maden; elektrik, kablo ve alaşım.
- Krom — Elazığ–Guleman, Fethiye–Köyceğiz, Bursa ve Sivas; paslanmaz çelik ve alaşım. Ofiyolitik kuşaklarla bulunur.
- Bor — Eskişehir–Kırka, Balıkesir–Bigadiç, Bursa–Kestelek, Kütahya–Emet; cam, seramik, deterjan, tarım ve ileri teknoloji.
- Boksit — Konya–Seydişehir, Antalya ve Muğla; alüminyum üretiminin hammaddesi.
- Fosfat — Mardin–Mazıdağı; fosfatlı gübre üretiminin girdisi.
- Altın — İzmir–Bergama ve Efemçukuru, Uşak–Kışladağ ve Eşme, Erzincan–İliç, Artvin–Cerattepe.
- Volfram — Bursa–Uludağ; kesici uçlar ve yüksek sıcaklığa dayanıklı alaşımlar.
Beş kısayolu sabitleyin: boksit alüminyuma, fosfat gübreye, krom paslanmaz çeliğe, volfram sert ve ısıya dayanıklı alaşıma, bor ise cam, seramik ve ileri teknolojiye gider. Sorular çoğunlukla bu beş eşleştirmeden birini bozarak kurulur.
Uranyum Manisa–Köprübaşı, toryum Eskişehir–Sivrihisar'dadır. Mermer Afyonkarahisar, Muğla ve Denizli'de; pomza ile perlit Nevşehir ve Bitlis gibi volkanik alanlarda çıkarılır. Lületaşı Eskişehir'in, oltu taşı Erzurum–Oltu'nun ayırt edici taşıdır.
Madeni adı, yöresi ve kullanımıyla birlikte öğrenin. Demir Divriği ve Hekimhan'da, bakır Murgul ve Küre'de, krom Guleman'da, bor Kırka ile Bigadiç'te, boksit Seydişehir'de, fosfat Mazıdağı'nda, volfram Uludağ'dadır. Boksit alüminyuma, fosfat gübreye gider.
Bağlantı
Kömür Nerede Yakılır
Enerjinin ilk halkası kömürdür; kömür jeolojik zaman ile taşıma maliyetine dayanır.
Termik santraller linyit yataklarının yanına kurulur; çünkü linyit ağır ve düşük ısıl değerlidir, uzağa taşındığında taşıma maliyeti elde edilecek enerjinin değerini aşar. Çözüm enerjiyi kaynakta üretip elektrik olarak iletmektir. Bu yüzden santral adı ile havza adı neredeyse her zaman aynıdır.
- Kahramanmaraş'ta Afşin-Elbistan, Manisa'da Soma, Kütahya'da Tunçbilek ve Seyitömer.
- Muğla'da Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy; Ankara'da Çayırhan.
- Sivas–Kangal ve Çanakkale–Çan, yerel yatakların santral yerini nasıl belirlediğini gösterir.
Taş kömürünün dar bir alanda bulunması, o yaştaki arazinin Türkiye'de sınırlı yüzeylendiğini gösterir. Linyitin yaygın olması ise onun daha kaliteli olduğu anlamına gelmez; yaygınlık ile kalite ayrı ölçütlerdir.
Taş kömürü Paleozoyik yaşlıdır ve yalnızca Zonguldak–Bartın–Amasra–Karabük havzasındadır; linyit Neojen yaşlıdır ve yaygındır. Linyit ağır ve düşük ısıl değerli olduğu için taşınmaz; termik santral yatağın yanına kurulur. Soma, Afşin-Elbistan, Yatağan ve Çayırhan bu ilkenin örnekleridir.
Bağlantı
Rafineri Neden Limana Yakın
Belirleyici olan hammaddenin nereden geldiğidir. Tüketim üretimden yüksek olduğu için ham petrolün büyük bölümü ithal edilir; rafinerilerin yeri buradan çıkar.
Petrol üretimi Batman, Diyarbakır, Adıyaman, Siirt ve Şırnak çevresinde yoğunlaşır. Doğal gaz Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahası ile Trakya sahalarından üretilir.
Rafinerilerden yalnızca Batman üretim sahasına yakındır. İzmit büyük pazara ve limana, İzmir–Aliağa limana ve petrokimya kümelenmesine, Kırıkkale ise iç pazar ile Ceyhan'dan gelen boru hattına göre konumlanmıştır. Hammadde ithal ediliyorsa tesis hammaddeye değil, ithalat kapısına ve pazara yaklaşır.
Boru hatlarında en sık kurulan tuzak, petrol hattı ile gaz hattını karıştırmaktır. Ham petrol hatları Bakü–Tiflis–Ceyhan, Kerkük–Yumurtalık, Batman–Dörtyol ve Ceyhan–Kırıkkale'dir. Bakü–Tiflis–Erzurum ise bir doğal gaz hattıdır; TANAP, Mavi Akım ve TürkAkım da gaz taşır.
Ham petrolün büyük bölümü ithal edildiği için rafineriler limana ve pazara yakındır; yalnızca Batman üretim sahasındadır. Ham petrol hatları BTC, Kerkük–Yumurtalık, Batman–Dörtyol ve Ceyhan–Kırıkkale'dir. Bakü–Tiflis–Erzurum ise doğal gaz hattıdır.
Bağlantı
Her Kaynak Bir Doğal Koşuldan Doğar
Yenilenebilir kaynakların dağılışı rastgele değildir; her biri bir doğal koşulun sonucudur.
- Hidroelektriği debi ile yükselti farkı belirler; Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ile Fırat, Dicle ve Çoruh havzalarında yüksektir.
- Rüzgâr potansiyelini sürekli ve yeterli hızda rüzgâr ile koridor etkisi belirler; Ege ve Marmara kıyıları ile boğaz ve geçitlerde toplanır.
- Güneş potansiyelini güneşlenme süresi ve ışınım şiddeti belirler; Güneydoğu Anadolu, Akdeniz ve İç Anadolu öne çıkar.
- Jeotermal potansiyelini aktif fay yoğunluğu belirler; Batı Anadolu grabenleri, yani Denizli, Aydın, Manisa ve İzmir çevresi en zengin alandır.
- Biyokütle tarım ve hayvancılık atıklarına dayanır; üretimin yoğun olduğu alanlarda gelişir.
Kurulu güç ile elektrik üretimi aynı şey değildir. Kurulu güç santrallerin ulaşabileceği anlık kapasitedir; üretim ise yıl boyunca gerçekten üretilen elektrik miktarıdır. Güneş ve rüzgâr hava koşullarına bağlı olarak değişken ürettiği için kurulu güçteki payları üretimdeki paylarından yüksek kalabilir. Bu bir çelişki değildir.
“Yenilenebilir” sözcüğü “etkisiz” anlamına gelmez: barajların akarsu ekosistemine, rüzgâr santrallerinin kuş göç yollarına, güneş santrallerinin arazi kullanımına etkisi vardır.
Her yenilenebilir kaynak bir doğal koşulun sonucudur: hidroelektrik düşü ve debinin, rüzgâr koridorların, güneş ışınım şiddetinin, jeotermal ise fay yoğunluğunun. Kurulu güç anlık kapasite, üretim yıllık miktardır; güneş ve rüzgârda ikisi belirgin biçimde farklıdır.
Belirleyici
Fabrika En Büyük Maliyete Yaklaşır
Sanayide tek mantık vardır: hangi maliyet en büyükse tesis onu azaltacak yere kurulur.
Enerjiyi çok tüketen üretimlerde belirleyici olan enerjiye yakınlıktır; Seydişehir'deki alüminyum tesisi hem boksit yatağına hem enerjiye göre konumlanmıştır. Bir tesisin yeri çoğu zaman birkaç etmenin bileşkesidir.
“Tarıma dayalı sanayi her zaman tarım alanının içindedir” yargısı eksiktir. Belirleyici olan ürünün ağırlığı ve bozulabilirliğidir; un, makarna ve konserve gibi dayanıklı ürünlerde tesis pazara veya ulaşım kavşağına yaklaşabilir.
Tesis en büyük maliyeti azaltacak yere kurulur. Ağır, hacimli veya çabuk bozulan hammaddede hammaddeye; çabuk bozulan üründe pazara; ithal hammaddede limana; enerji yoğun üretimde enerjiye yaklaşır. Şeker ve çay fabrikaları birinci, alüminyum tesisi sonuncu ilkenin örneğidir.
Ayrım
Aynı Sanayi, Farklı Gerekçe
Demir–çelik bu mantığın en açık örneğidir; aynı kolda bile gerekçe değişir.
Aliağa ve İskenderun'da demir cevheri yatağı yoktur; demir yatakları Sivas–Divriği ve Malatya–Hekimhan çevresindedir. Hammadde deniz yoluyla geldiği için tesisin limanın hemen yanında bulunması taşıma maliyetini en aza indirir.
Gelişim çizgisi tek cümledir: ilk tesisler kömüre, sonrakiler limana yaklaşmıştır. Hammadde ithal edilince çekim merkezi madenden limana kayar.
Aynı sanayi kolunda gerekçe değişebilir. Karabük kömüre ve demir yoluna, Ereğli, İskenderun ve Aliağa ise limana ve ithal hammaddeye göre kurulmuştur. Bu yörelerde demir yatağı yoktur; yataklar Divriği ve Hekimhan çevresindedir. Hammadde ithal edilince çekim merkezi madenden limana kayar.
Bağlantı
Sanayi Neden Batıda Toplandı
Sanayinin bölgesel dağılışı hammaddeye değil, ağırlıklı olarak pazara, limana ve iş gücüne göre şekillenmiştir.
- Marmara — İstanbul, Kocaeli, Bursa, Sakarya, Tekirdağ; otomotiv, kimya, metal, tekstil. Pazar, liman, sermaye ve yan sanayi bir aradadır.
- Ege — İzmir, Aliağa, Manisa, Denizli; petrokimya, gıda, tekstil, makine. Liman ve tarım hammaddesi belirleyicidir.
- Akdeniz — Adana, Mersin, İskenderun; gıda, tekstil, demir–çelik.
- İç Anadolu — Ankara, Konya, Kayseri, Eskişehir, Kırıkkale; savunma, makine, mobilya. İç pazar, ulaşım kavşağı ve kamu yatırımı öne çıkar.
- Güneydoğu'da Gaziantep ve Kahramanmaraş tekstille, Karadeniz'de Zonguldak ile Karabük hammadde ve kamu yatırımıyla öne çıkar.
Çift koşullu bir soru sorulduğunda her iki koşulu ayrı ayrı denetleyin. Hammaddesi yetişmediği hâlde bir sanayi kolunun geliştiği il aranıyorsa, o ilin yalnızca sanayisinin bulunması yetmez; hammaddesinin de yetişmemesi gerekir. Yalnız birinci koşulu sağlayan seçenek en güçlü çeldiricidir.
Organize sanayi bölgeleri ortak altyapı ve lojistikle maliyeti düşürür; ilişkili firmaların bir arada toplanmasına kümelenme denir.
Sanayi hammaddeye değil, pazara, limana ve iş gücüne göre dağılmıştır; bu yüzden batıda yoğunlaşmıştır. Marmara'da pazar ve liman, İç Anadolu'da kamu yatırımı ve ulaşım kavşağı belirleyicidir. Çift koşullu sorularda her iki koşulu ayrı ayrı denetleyin.
Ayrım
Yükün Niteliği Yolu Seçer
Ulaşım türü seçilirken mesafe, yükün cinsi, süre ve maliyet birlikte değerlendirilir. Kural tek cümledir: yükün değeri arttıkça hız, ağırlığı arttıkça maliyet belirleyici olur.
- Deniz yolu uzun mesafede en düşük birim maliyeti sunar; yavaştır ve liman gerektirir, dökme yüke uygundur.
- Demir yolu ağır ve çok yükte ekonomiktir; hat dışına çıkamaz, maden ve konteyner taşır.
- Kara yolu kapıdan kapıya ve esnektir; birim maliyeti yüksektir, değerli ve orta hacimli yüke uygundur.
- Hava yolu en hızlıdır; maliyeti yüksektir, yolcu ile değerli ve hafif yüke uygundur.
- Boru hattı kesintisiz akış sağlar; yalnızca petrol ve doğal gaz taşır.
Türkiye'de ulaşım ağının biçimini belirleyen en güçlü doğal etken dağların uzanış yönüdür. Kuzeyde ve güneyde dağlar kıyıya paralel uzandığı için kıyıdan iç kesime geçmek doğal bir duvarı aşmayı gerektirir; geçit, tünel, viyadük ve uzun rampalar maliyeti yükseltir. Batıda ise grabenler doğal koridor sağlar.
Kabotaj, bir ülkenin karasularında yük ve yolcu taşıma hakkının o ülkeye ait olmasıdır; Türkiye'de 1926'da güvence altına alınmıştır.
Yükün değeri arttıkça hız, ağırlığı arttıkça maliyet belirleyici olur: deniz yolu en ucuz, hava yolu en hızlı, kara yolu en esnektir. Boru hattı yalnızca petrol ve gaz taşır. Ulaşım maliyetini belirleyen doğal etken dağların uzanış yönüdür. Kabotaj, karasularında taşıma hakkının ülkeye ait olmasıdır.
Mekân
Geçitler, Limanlar ve Güzergâhlar
Ulaşım soruları bir geçidin neyi bağladığını ya da bir güzergâhın şehir sırasını ister; bunlar yön sırasıyla öğrenilir.
Osmangazi Köprüsü kıtaları bağlamaz; İzmit Körfezi'ni geçer. Kıtaları bağlayanlar İstanbul Boğazı'ndaki 15 Temmuz Şehitler, Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim köprüleri ile 1915 Çanakkale Köprüsü'dür. Boğaz altında Marmaray demir yoluna, Avrasya Tüneli kara yoluna hizmet eder.
Hinterlant, bir limanın hizmet verdiği ardalandır; limanın önemini kentin büyüklüğü değil hinterlandının genişliği belirler. Trabzon doğal liman koşullarına sahiptir, ama Kuzey Anadolu Dağları hinterlandını daralttığı için Mersin ölçeğinde gelişememiştir.
- Mersin konteyner ve tarım ürünleriyle Çukurova, İç Anadolu ve Güneydoğu'ya hizmet eder.
- Kocaeli ile İzmit Körfezi Türkiye'nin en yoğun sanayi alanının hammaddesini taşır.
- İzmir–Aliağa konteyner, rafineri ve demir–çeliği birleştirir; Ambarlı Marmara nüfus kuşağına, Samsun demir yoluyla İç Anadolu'ya, Kuşadası ise kruvaziyer turizmine hizmet eder.
Güzergâhta şehir sırası doğrudan sorulur. Ankara'dan Kars'a uzanan hat Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum üzerinden ilerler; Muş bu hatta değil, Tatvan yönündeki hatta bulunur. Ordu ile Giresun arasındaki havalimanı denize dolgu üzerine kurulmuştur.
Osmangazi Köprüsü İzmit Körfezi'ni geçer, kıtaları bağlamaz. Limanın önemini hinterlandının genişliği belirler; Trabzon'un hinterlandı dağlar nedeniyle dardır. Ankara'dan Kars'a giden hat Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum'dan geçer; Muş bu hat üzerinde değildir.
Uygulama
Ticareti Doğuran Şey Farklılıktır
İç ticareti canlandıran şey bölgeler arasındaki doğal koşul farklılığıdır. Farklı iklim ve toprak farklı ürün üretir; bir bölgenin üretmediği ürüne duyduğu ihtiyaç bölgeler arası akışı zorunlu kılar.
Karadeniz'den çay ve fındık, İç Anadolu'dan tahıl, Akdeniz'den turunçgil, Ege'den zeytin ülke geneline dağılır. Herkes aynı ürünü üretseydi ticaret sınırlı kalırdı.
Dış ticarette en sık karıştırılan ikili denge ile hacimdir. Dış ticaret dengesi ihracattan ithalatın çıkarılmasıyla bulunur; sonuç negatifse açık, pozitifse fazla vardır. Dış ticaret hacmi ise ihracat ile ithalatın toplamıdır ve ticaretin büyüklüğünü gösterir. Hacim büyürken açık da büyüyebilir.
Karşılama oranı, ihracatın ithalata bölünüp yüzle çarpılmasıdır. İhracatı 180, ithalatı 240 milyar dolar olan ülkede denge eksi 60, hacim 420 milyar dolar, oran yüzde 75'tir. Açık varsa oran mutlaka yüzde yüzün altındadır.
Serbest bölge, gümrük bölgesi dışında sayılan ve ihracata dönük yatırımı teşvik eden alandır; amacı dış ticareti kolaylaştırmak olduğu için çoğu limandadır. Organize sanayi bölgesi ise yurt içi gümrük rejimi içindedir.
İç ticareti canlandıran şey bölgeler arası doğal koşul farklılığıdır. Dış ticaret dengesi çıkarma, hacim toplama işlemidir; hacim büyürken açık da büyüyebilir. Karşılama oranı yüzde yüzün altındaysa açık vardır. Serbest bölge gümrük dışıdır ve çoğu limanda, organize sanayi bölgesi ise yurt içi rejimindedir.
Ayrım
Sezonu İklim, Sayıyı Altyapı Belirler
Turizm çeşitliliği doğal ortam çeşitliliğinin sonucudur: iklim ve kıyılar deniz turizmini, yer şekilleri dağ ve kanyon turizmini, jeolojik yapı termal ve volkanik peyzaj turizmini üretir.
Kıyı turizmi sezonunun en uzun olduğu alan Akdeniz kıyılarıdır ve bunu belirleyen etken iklimdir: güneşli gün sayısının fazlalığı ile deniz suyu sıcaklığının uzun süre elverişli kalması. Geniş kumsallar, tarihî güzellikler ve konaklama olanakları bir alanı çekici kılar ama denize girilebilen ay sayısını belirlemez. Sezon uzunluğu ile ziyaretçi sayısı ayrı sorulardır.
Termal turizm fay hatlarının yoğun olduğu alanlarda gelişir: Afyonkarahisar, Denizli–Pamukkale, Yalova, Bursa, Kızılcahamam. Fay yoğunluğu ile jeotermal zenginlik bağı burada da işler.
Turizm sezonunun uzunluğunu iklim, ziyaretçi sayısını ise ulaşım, tanıtım ve kapasite belirler. Akdeniz kıyısında sezon en uzundur. Kış turizminde Palandöken ile Sarıkamış kar kalitesiyle, Uludağ ile Kartalkaya pazara yakınlıkla öne çıkar. Termal turizm fay hatlarını izler.
Mekân
Eseri İliyle Birlikte Öğrenin
Kültür turizmi soruları eser–il eşleştirmesini yoklar; yanlış eşleştirme çoğu zaman komşu bir ille kurulur. Eseri ilinden ayrı öğrenmeyin.
- Sümela Manastırı Trabzon'da, Ani ören yeri Kars'tadır.
- Troya Çanakkale'dedir; Efes ve Meryem Ana Evi İzmir'in Selçuk ilçesindedir.
- Hattuşa ile Alacahöyük Çorum'dadır; aynı ilin listede iki kez geçmesi mümkündür.
- Gordion Ankara'nın Polatlı çevresindedir; Nemrut Dağı'ndaki heykeller Adıyaman'dadır.
- Göbeklitepe ve Balıklıgöl Şanlıurfa'dadır; Ahlat Kümbetleri Van Gölü kıyısında olmakla birlikte Bitlis'tedir.
- Akdamar Kilisesi Van'da, Mevlânâ Türbesi Konya'da, Aspendos ve Termessos Antalya'dadır.
- Mardin taş kent dokusu, Kasımiye Medresesi ve Deyrulzafaran Manastırı ile; Hatay ise St. Pierre Kilisesi ile öne çıkar.
Aynı il bir listede iki farklı eserle geçebilir. “Aynı il iki kez geçemez” sezgisi bilerek tuzağa çevrilir; Hattuşa ile Alacahöyük'ün ikisinin de Çorum'da olması bunun en tanınmış örneğidir.
Korunan alan statüleri birbirinin eş anlamlısı değildir. Millî park ulusal bir statüdür; ilk millî park Yozgat Çamlığı'dır. Ramsar alanı 1971'de kabul edilen uluslararası sözleşmeye dayanır ve sulak alanları korur: Sultan Sazlığı, Göksu, Kızılırmak ve Gediz deltaları.
Eseri iliyle birlikte öğrenin; yanlış eşleştirme çoğu zaman komşu ille kurulur. Sümela Trabzon'da, Troya Çanakkale'de, Hattuşa ve Alacahöyük Çorum'da, Gordion Ankara'da, Göbeklitepe Şanlıurfa'da, Ahlat Kümbetleri Bitlis'tedir. Aynı il listede iki kez geçebilir. Millî park ulusal, Ramsar alanı uluslararası statüdür.
Kısaca düşün: Bir eser–il listesinde aynı ilin iki kez geçmesi, o eşleştirmelerden birinin yanlış olduğunu gösterir mi?
Ayrım
Benzerlik mi, Bağlılık mı
Bölge, kendi içinde benzer özellikler taşıyan ve bunlarla ayrılan yerdir. İki bölge anlayışı vardır ve ölçütleri farklıdır.
Şekilsel bölgede alanın her yeri belirli bir özellik bakımından benzer; Akdeniz iklim bölgesi böyledir. İşlevsel bölgede parçalar benzemek zorunda değildir, hepsi aynı merkeze bağlıdır; liman hinterlandı böyledir. Biri “aynı olma”, öteki “bağlı olma” arar.
İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması coğrafi bölgelerle aynı değildir; istatistik ve planlama amaçlı idari bir gruplamadır ve il sınırlarını esas alır. En geniş düzeyi on iki bölgeden oluşur.
- Güneydoğu Anadolu Projesi dokuz ili kapsar; sulamayı ve enerjiyi önceler. Fırat ile Dicle havzalarındaki Atatürk, Karakaya, Keban, Birecik, Karkamış ve Ilısu barajları bu kapsamdadır.
- Doğu Anadolu Projesi on beş ili kapsar; hayvancılığı ve turizmi önceler.
- Doğu Karadeniz Projesi on bir ili kapsar; turizmi ve kırsal kalkınmayı önceler.
- Konya Ovası Projesi sekiz ili kapsar; su yönetimini ve çölleşmeyle mücadeleyi önceler.
Deriner Barajı Artvin'de Çoruh Nehri üzerindedir ve Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamı dışındadır. Barajları havzalarıyla birlikte öğrenmek bu tuzağı çözer.
Şekilsel bölgede benzerlik, işlevsel bölgede bir merkeze bağlılık aranır. İstatistiki bölge birimleri idari ve planlama amaçlıdır, coğrafi bölgelerle aynı değildir. Kalkınma projeleri sırasıyla dokuz, on beş, on bir ve sekiz ili kapsar. Deriner Çoruh üzerindedir ve Güneydoğu Anadolu Projesi dışındadır.
Son
Zinciri Baştan Sona Kurun
Okuduğunuz her şey tek bir ağa bağlanır. Zinciri baştan sona bir kez daha kurun; anlatamadığınız halka dönmeniz gereken yeri gösterir.
- Konum güneş açısını, gündüz süresini ve yerel saati verdi; göreceli konum denizleri, boğazları, komşuları ve yolları getirdi.
- Jeolojik zamanlar madenleri, orojenez dağ kuşaklarını, kırılma ovaları ile jeotermali, fay sistemleri depremi üretti.
- Dağların uzanış yönü yağışı, iklim geçişini ve ulaşım maliyetini birlikte belirledi.
- İklim toprağı, bitki örtüsünü, akarsu rejimini ve turizm sezonunu kurdu.
- Toprak ile su hangi ürünün nerede yetişeceğini, bitki örtüsü ise hangi hayvanın besleneceğini söyledi.
- Ürün ve iş nüfusu topladı; yetersizlik göçü, göç kentleşmeyi, kentleşme bölgesel dengesizliği, dengesizlik kalkınma projelerini getirdi.
Son bir denetim listesi: bilginin değil gerekçenin doğruluğunu denetleyin; aynı olan etkeni farklı sonuca sorumlu tutmayın; oranla miktarı ayırın; nedenle sonucun sırasını kurun; malzeme ile biçimi veren kuvveti karıştırmayın; ad benzerliğine kanmayın; mevsim belirtilmemişse genelleme yapmayın; çeşitlilikten miktar sonucu çıkarmayın; olumsuz kökü ikinci kez okuyun; bir bölgede bulunan her özelliği o bölgedeki her sonucun nedeni saymayın.
Zincir tamamlandı: konum, yer şekilleri, iklim, su ve toprak, bitki örtüsü, nüfus, ekonomi ve bölgesel denge. On denetim maddesini elinizin altında tutun; bunların başında gerekçenin doğruluğunu denetlemek, oranla miktarı ayırmak ve olumsuz kökü kaçırmamak gelir.